Urban Confessions

BLOG TAŞINDI! BLOG TAŞINDI! BLOG TAŞINDI!

Posted in Uncategorized by anlamarama on Mayıs 15, 2009

BU BLOG http://hazalyilmaz.com/anlamarama/ ADRESİNE TAŞINMIŞTIR!
BOOKMARK’LARINIZI DEĞİŞTİRMENİZİ RİCA EDER, PROGRAMIMIZA ORADAN DEVAM EDERİZ.

Reklamlar

BU BLOG TAŞINIYOR!!!

Posted in Uncategorized by anlamarama on Mayıs 14, 2009

BU BLOG http://hazalyilmaz.com/anlamarama/ ADRESİNE TAŞINMIŞTIR!
BOOKMARK’LARINIZI DEĞİŞTİRMENİZİ RİCA EDER, PROGRAMIMIZA ORADAN DEVAM EDERİZ.

Sarıya zaaafım var

Posted in moda, Şehir by anlamarama on Mayıs 14, 2009

machka
Sezonun ilk kirazını yedim. Puanımı veriyorum: 7. Tadına dört, rengine iki, fiyatına bir. Belki her aldığım salkımda iki yerine dört kiraz tanesi olmasaydı bir puan daha ekleyebilirdim. Yaşlanınca, “eskiden kiraz diye bir meyve vardı, yaz ayının gelmeye başladığı haziran aylarında çıkardı” hikayemi anlatabilirim.
Bugünkü Nişantaşı turum olaysız geçti. Öğle yemeği saatini kaçırmış olduğum için çoğunlukla köpekli adamların ve öğrencilerin oluşturduğu kalabalık arasından ilerleyerek Machka, Beymen, Miss Sixty vitrinlerine bakındım. Prada henüz açılmamış, inşaat sürmekte. Kırıntıda saat 14:03’te liseli kızlar, geçen oğlanlara bakarak kikirdemekte, Selim çok yakışıklı, Cem’in kız arkadaşı var, Arda sürekli arayıp duruyor. Midpoint’te bira ve toplantı klasiği eksiksiz devam etmekte.
Eve doğru hızlanmıştım ki Hakan ve Seçil’i House Cafe’ye 180 derece açıda dedikodu yaparken buldum. Oturdum, konuşmalara dahil oldum, buzlu latte ısmarladım, gelen geçene sırıttım.
14:35’te hesabımız ödeyip kalktıktan sonra Hüsrev Gerede başında Ece’yle karşılaştım. Üzerindeki elbiseye bayıldım. Adres http://www.machka.com.tr/ Siteye girince eteğe de bayıldım, hatta utanmadan blüze de bayıldım. Bir günlüğüne giyeyim,vitrinde duran manken olmaya razıyım.

Tagged with: , ,

Artiz misiniz? Buyrun.

Posted in art, web by anlamarama on Mayıs 14, 2009

Picture 2
Yeter! Aşkta değilse parada kazanç sağlanıyor, kaymak varsa bal bitiyor, domates güzel çıkarsa salatalıklar tatsız tuzsuz geliyor. Dünyanın dengesi hadi burdan kurtardın ama diğer taraftan seni yakaladık ikileminden çıkamıyor. Bu ayın süprizi nereden gelecek beklentisinden sıkılmış durumdayım.
Az önce yöneticiden bir kağıt elime ulaştı, imzalandıktan sonra fotokopiyle çoğaltılarak evlere yollanmış. Birinci madde para isteği, ikinci madde para isteği, üçüncü madde para isteği. Dört, beş ve altıncıyı okumak için öğleden sonrayı bekliyorum. Doların düştüğünü haber vermeyecekse iyi haber olamaz.
Bu sırada tabii ki faturalar, aidat paraları, Nişantaşı’nda yaşamak ayrıcalıktır ücretleri de posta kutumu dolmakta, ben daha fazla delirmeden Amerika’dan sıcak sıcak gelen community sitesini katılımlarınıza sunuyorum http://www.flipthascript.com/home.php. Sanat, sinema, edebiyat, fotoğraf, tiyatro videocular için… Buradan iş bulursanız haber vermeyi unutmayınız.

Tagged with: , ,

Minimal nostalji

Posted in erkek, moda by anlamarama on Mayıs 14, 2009

Picture 1
Twitter.Linked In. Friend Feed. Msn. Aol. Facebook. Wayn. Likaholix. Hotmail.
Sabah 9:23 ititbariyle g-mailim’e düşen e-mail sayısı 14. Hepsi de çeşitli portalların bana yollamış oldukları bilgilendirme mesajları. Junk kısmına girmiyorum bile.
Sadece arkadaşlarımdan gelen mesajların olduğu günleri özledim. Başlığı “Bana bir şeyle oluyor” “İnanamazsın” “Fransa muhteşem” diyenleri. Derslerin, dertlerin içinde başkalarının hayatlarını dinlemek huzur verirdi. O yüzden altı yıl öncesinin mail’lerini açıp okumuşluğum var. Yaşamış olduklarımı hatırlamama fotoğraflardan daha çok yardımcı oluyor.
Mesela 2003 yılının nisan ayında Las Vegas uçağına atladığımızda akşamdan kalmaymışız. Şehre varınca on dolara akşam yemeği yemişiz, üç dolara yarım litrelik margaritalardan içmişiz, rulet masasına oturup 23 gelince kaybetmişiz, bütün sokaklarda sabah kahvaltısı edeceğimiz bir yer arayıp sonunda Paris Oteli’nin cafe’sine varmışız. Hatırladım işte. Üstelik bagajlarım Vegas yerine Roma’ya gittiği için bir gün elbisesiz kalmıştım.
2006: Belçika’da yaşayan Ali’ye “Bu adamdan giyinmelisin” başlığı altında attığım mailde
http://www.driesvannoten.be/ adresi var. Bakıyorum zevklerim bazı konularda zaman içinde değişmemiş.

Tagged with: , ,

43 Doğu, 26 Batı,10 numara Cuppa

Posted in cafe, dükkan, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

Asmoothieheavan_Cuppa copy
Üç hafta geçti. Sürekli bir projeden diğerini atlayıp, doğru olanı bulmam biraz zaman aldı. Ama başardım. Pek çok defter sayfası ve kalem ucu da, bu amaç uğruna şehit oldu. Mezarlarının üzerine: “Tarih yazdılar, mutlu öldüler” taşını yerleştireceğim.
Bu süre içinde hayatımda şu gibi değişiklikler oldu: stresten çöken yüzüme sağlık geldi; güne sağlıklı bir kahvaltı ve polisiye dizilerle başladım; sıklıkla Nişantaşı, Tünel ve Cihangir kahvelerinde bilgisayarımla ikamet ettim; “sabah erken kalkmam lazım” diyerek geri çevirdiğim tüm davetlere açıldım; yeni bir kanepe almak için ilk adımı attım, dükkana gittim baktım; beynimde sevişen kelimeleri daha kolay ekrana döker hale geldim; her gün yarım kilo erik yedim. Tek kaybım eskiden iş çıkışlarında arayan arkadaşlarımın şimdi telefonlarını benden uzak tutmaları.
Bu yüzden benim gibi işsiz, freelance çalışan, sanatla haşır neşir ya da işe gitmek için belirli saati olmayan diğer bir arkadaş kitlesi edinmek zorundayım. Bugün Aslı’yla bilgisayarlarımız birbirine baka baka oturmaktayız. Smoothie’leri süper, tavuklu wrap şahane. Bizi görmek isteyenlerin Cuppa’ya müracaat etmeleri, yarından itibaren telefonla koordinat bilgilerimizi temin etmeleri önemle rica olunur.

http://www.cuppajuice.com/

Tagged with: , ,

Ders bir: net gezmesi

Posted in moda by anlamarama on Mayıs 13, 2009

chloe
Bir konuda otorite sahibi olmak istiyorum. Ayrılıkların ardından yapılması gerekenler, baharda çıkan meyveler, en iyi on kuruyemişçi, polisiye dizi karakterleri. Bunlar ilgi alanların ama iş ve işçi bulma kurumunda meslek sektörü olarak kayıtlı değil. Dediğimin dinlenmesi için bir diplomaya ihtiyacım var.
Eğer beni televizyon kanallarına çıkarıp da “Hazal Hanım, mayıs ayı itibariyle hangi meyveler dalından koptu, Nişantaşı’nda 6 TL’ye erik alınacak adresler nereleridir?” diye soracak olsalar, cevabım hazır: Teşvikiye’den Hüsrev Gerede’ye dönen köşenin başında duran adam. Üstelik daha mevsimi gelmedi ama 10 TL’ye süper kirazlar da var.
Politikadan pek anlamam, müziği iPod’dan dinlerim, yemek konusunda pratik tariflerden ileriyi gitmiş değilim. Bilir kişi olabileceğim kitap ve sanat konusunda da kendi zevklerimle sınırlıyım.
Açıkça konuşmak gerekirse tek silahım bilgim bir de keşfetmekten asla sıkılmadığım www. adreslerim. Kafamı takarsam sabaha kadar dolanır, gerekli bilgilere erişmesini bilirim. Sokağa çıkmadan nete bakarım, 2009 Yaz koleksiyonuna bayıldığım markaların dükkanlarında on dakika geçiririm.
http://www.chloe.com/ yine yapacağını yapmış yaz sezonu için büyülü renkler ve salınan elbiseler tasarlamış. Şimdi numaralarımı bir kenara kaydediyorum, sonbaharda da outleti bulup elbiselere ulaşıyorum.

Tagged with: , ,

Kelebek etkisi

Posted in dükkan, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

Picture 3
Ba-yı-lı-yo-rum.
– Sabahın ilk saatlerinde fırından çıkan ekmeğin köşesine. Ekmeğin kalanını beyaz peynirle yemeye. Ekmeğin sonrasını Nutella’yla bitirmeye
– Alarm yerine beynimin içindeki saatle uyanmaya. Camları sonuna kadar açıp. Güneşli güne katılmaya.
– Televizyonda Law & Order’ın izlemediğim bölümünün karşıma çıkmasına.
– Sürekli takıldığım yerlerde çalıp duran o tek CD’ye.
– Sıkma portakal suyunun olduğu her cafeye.
– Eski Otto’nun sokak önüne.
– Şütte’deki macar salamına.
– Saray’ın tavuklu çorbasına.
– D&R’ın dergi reyonuna.
– Beymen’in vitrininideki o kelebekli elbiseye.
– Beymen’in vitrininde kelebekli elbisenin yanında duran elbiseye.
– Beymen’e. http://www.beymen.com.tr/

Tagged with: , ,

Çarşamba. 10:26.

Posted in web, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

family
İstanbul turlarında salı akşamı: Corridor’da kalabalık elli kişiyi geçiyor, müzik iyi, margarita süper, bloddy marry Den Cafe’de daha güzel. Saat 01:15 itibariyle kalabalık çoğunu çiftlerin oluşturduğu Nişantaş’lılar. Ekranda Cartoon Channel klasikler.Son içkiler. Taksi. Tünel.
Yeni Otto 2:00’de kapanmış. Eskisinde Tünel camiasına dahil insanlar. İçkilerimiz Elvan’ın önderliğinde New York usülü tekila shot: Sırasıyla tabasco. tekila. domates suyu. Hafif meşrep kafalar. Dakikaları aşan sohbetler. Karından gelen gurultular.
02:45’te Lale İşkembecisi. Beyin, tuzlama, kokoreç. Tek sorun domates çarbasının sadece cuma, cumartesi günleri olması. İşkembe’ye tahammülü olmayanlara öneri mercimek. Sarımsak ve limonla birleştiğinde iyi bir lezzet.
03:00 Talimhane-Teşvikiye taksi seferi. Ücret 13 TL. Asansör zeminde.

Su. PJ. Saat. Uyku. Rüya. Rüya. Uyku. Rüya. Saat. Rüya. Saat. Saat. Diş temizliği. Sağ lens. Sol lens. Dişçi randevusu. Bilgisayar. E-mailler. Uzun mailler. Tanıtım mailleri. Facebook danışanları. Twitter takipçileri. Çay. Komik siteler. http://awkwardfamilyphotos.com/. Sabah eğlencesi. Zil. Temizlik. Sokak. Güneş. Mutluluk.
Çarşamba.

Tagged with: , ,

Biberli turta, dilimde patla

Posted in yemek, Şehir by anlamarama on Mayıs 12, 2009

picante
Kabus. Uzun zamandır bu kelimeyi sözlükten çıkarmıştık. Ortaköy Picante sağolsun yeniden soktuk.
İki kız, akşamüstü altı buçukta, boğaz trafiğini bile göze alarak, Nişantaşı’ndan Ortaköy’e Meksika yemeği yemek üzere yola çıkar. Yarım saat sonra mekana varırlar. Pembe gömlekli kız onları beklemektedir. Bloddy Maria, bira ve margaritaların istenmesinden sonra gece başlar. Bu ana kadar her şey, mekanın fazlasıyla boş olmasını göz ardı edebilirsek, sıradan. Trajedi bundan sonra devreye giriyor.
Gecenin keyifli atmosferini bozan zanlı: bir tabak ekşimiş guakomole. Keyifler bozulmadan kibarca garsona durum bildirilir. Garson durumu müdüre iletir. Tabaklar gider, soslar gelir, müdür gider, kadın gelir. Kadın oturur, patron gelir, patron Meksika’da yaşar, kadın laf sokar.
Zeynep, ben ve Selen’den oluşan üçlü ekibimiz durumu her birine ayrı ayrı anlatmak zorunda kalır:
” Guakomole ekşimiş gibi değiştirebilir miyiz.” “Guakomolede bir sorun var, şef bir baksın isterseniz.” ” Guakomole bozuk gerçekten.” “Guakomole buraya gelen herkesi hasta edebilir.” “Biz hesabı rica edelim, size de daha fazla zahmet vermeyelim.”
Sekiz konuşma, on beş dakika, altı ayrı kişi sonrasında derdimiz bir türlü görevlilere anlatılamaz. Burada kötü yönetimden mi şikayetçi olalım, sonradan gelen taze sos ve önce gelen ekşisi arasındaki ayrımın yapılamıyor olmasından mı ikilemi içinde mekan terk edilir.
Bütün bunların üzerine House Cafe’de bir soğuk bira içilir. Durum değerlendirilir. Bir daha guakomole krizi kapıya gelse Ortaköy Picante’ye gitmemeye karar verilir.
Memnuniyetleriniz ve şikayetleriniz için http://www.picante.com.tr/ adresini veriyorum. Bana inanmazsanız da bir kendiniz deneyin.

Tagged with: , ,

Duvarıma tutkal bulaştı

Posted in art, web by anlamarama on Mayıs 12, 2009

caa
Arkadaşlarımı seviyorum. İlgileneceğim siteleri bana ulaştırıyorlar. Nitelikli inceleme seansımdan sonra, ben de ilgilenenleri bilgilendiriyorum. Bu sabahtan beri sokaklarda olduğum için arada gelen bir iki maili bekletmiş bulundum. Şimdi de biram eşliğinde, bahar havasını tenime yayarken, okunmamış mailleri açıyorum. 1. Aytül sizi twitter’ına eklemiş. 2. Fahri sizi twitter’ına eklemiş. 3. Hamdi sizle arkadaş olmak istiyor. Sil. Sil. Sil.
Ozan sağolsun bugünün kazanan sitesini facebook wall’uma yapıştırmış. http://www.youmightlikethis.com/ Kız, site, amaç, fotoğraf muhteşem. Değerli vaktinizin bir iki dakikasını ayırırsanız sanatsal tatmin kotanız artacak.
Bu sırada Hande yandaki kediyi beslemekte, Hakan çeşitli kokteyller yapıp içmek istediği bilgisini geçiyor. %100 destekliyorum. Yarın akşam törenlerde başlayalım diyorum.

Sakın kıpırdama! Klik!

Posted in e-dergi, fotoğraf by anlamarama on Mayıs 12, 2009

baaa
Hakan’la facebook’tan mesajlaştık. Ben iş görüşmesine gitmeden on dakika önce. Dedik ki mahalleye geldiğimizde bir akşamüstü drink’i alalım. Tercihen piyasa yapılan yerlerden birinde.
İkide başlayan konuşmalar, dörde kadar devam etti. Keyfim yerinde. Çıkar çıkmaz Hakan’ı aradım:
” Nerdesin?”
” House Cafe bahçede. Hande de gelecek. Hadi”
Biraz sallana sallana, kenardan vitrinlere bakına, Teşvkiye meydanına vardım, Calzedonia penceresindeki bikinilere kapılmadan sağ sokağa döndüm. House Cafe’nin tabelası suratıma gülümsedi.
Etraf her zamanki gibi kalabalık, hatta masalarda bir iki tanıdık. Hande, şu anki adıyla The Other, henüz gelmemiş. Beklemedeyiz.
Bu sırada sabahtan beri nete girememekten titreyen parmaklarımı sakinleştirmek için bookmark’ımda ilk sıradaki siteye tıklıyorum.http://www.jpgmag.com Dünyayı fotoğraflarla algılayanlar için. Ah keşke Ayça da burda olsaydı da mutluluğumu paylaşsaydı.

Tagged with: ,

Patron ayağa bakar

Posted in ayakkabı, dükkan by anlamarama on Mayıs 12, 2009

Picture 6
Erkek arkadaşlar, arabalar, cep telefonları, randevular, dertler, mutluluklar, kıskançlıklar…Kızlar pek çok şeylerini paylaşır bilirsiniz.
” İlk buluşmanız, benim fularımı al. Rengi tenine çok yakıştı.”
” Ay ben de kolyemi vereyim elbisene çok iyi gider.”
” Kahretsin! Ayakkabı numaralarımız tutmuyor, yoksa süper kızmızı ruganlarım vardı. Daha iki kere giydim giymedim.”
Aksesuarlar hep bir şekilde halledilir de ayakkabı konusunda gerekli yardım sağlanamaz. Ya daha yeni aldığınız süetlerin tonu elbisenize uymaz, uyanın da topuk boyu yetmez. Bu yüzden her türlü randevu öncesinde ufak çapta bir kriz yaşanır.
Biz de bu sabah 10:04 itibariyle görevdeyiz. Akşam işgörüşmesine çağrılmış olan arkadaşım için, üç kız toplanarak en doğru ayakkabıyı bulmak zorundayız. Hedefimiz Nine West, süremiz onbeş dakika.
Umarım tek bir torbayla çıkarız.
http://www.ninewest.com/

Tagged with: ,

Barselona yolcusu

Posted in otel, Şehir by anlamarama on Mayıs 12, 2009

Picture 3
Otele karar verildi. Sonunda. Marketin içindeki Pinotxo’da öğle yemeği planları, Gotik mahalledeki kitapçılar ve küçük dükkanları ziyaret etme, anneme uygun olan 27-31 Mayıs tarihleri için bilet satın alma, hatta daha da geriye gidersek Mart ayı itibariyle 6 aylık vizeleri halletme test başarıyla halledildikten sonra, Barselona ziyaretimizin en önemli ayağı olan otel kısmında takılıp kaldık. Her yere yürüme mesafesinde, bir şehir oteli. Yıldızları olsun ama iş adamları lobide barınmasın. Ruhu olsun, tercihen kahverengi örtüleri bulunmasın. Temiz olsun ama bembeyaz da olmasın. Elli kadar otelin web sitesi itinayla incelendikten sonra doğru şık işaretlendi: http://www.hotelpulitzer.es/. Bizi cezbedenler arasında sanat eserini andıran barı ve tabii ki otelin lobisindeki kütüphanesi var. Kendileri hakkında detaylı bilgiyi vermek için Mayıs’ın sonunu beklemem gerekecek. Tabii Barcelona final maçını kazanır, ben de sağ salim ordan dönebilirsem.

Tagged with: , ,

Hayat bazen güzeldir

Posted in moda, web by anlamarama on Mayıs 11, 2009

ba
Akşamüstü Nişantaş’ta ritüel zamanı.
Altıda Den Cafe’de şampanyalı mojito. Bir tane. Abartmadan. İyi müzik. Chill Out. Bahar ruhuna uygun olandan.
Altı otuz. Miss Sixty, Nine West, Beymen, Machka, henüz açılmamış Prada. Vitrinlerde hemen her gün aynı mallar var.
Yedi civarlarında House Cafe’de mojito. Normal olandan. Bahar geldiğine göre caddeye yakın olanda değil, bahçeye açılanda.
Yedi buçuk. Touch Down. Müzik, bira, beyaz yakalılar. Yanında kuruyemiş ve arkadaşlar. Arada bir gözün televizyona kayaraktan.
Sekize doğru bir iki telefon. Sarışın kızlar. Tanıdıklar. Basit, kimsenin kafasını yormayacak sohbetler.
Sekiz yirmi beş civarında elinde torbalar. Kısa bir mutfak turu. Masada konuşmalar. Kahkahalar.
On sıfır üç. Yeniden bilgisayar. Birkaç gereksiz site. Ekranda parlayan ışık. Hafif mahoş bir kafa.
On sıfır beş. Günün ruhuna uygun site http://www.designersagainstaids.com/ Dünyada bir şeylerin değişeceğine olan ütopik inancım yerinde

Tagged with: , ,

Küçük Londra

Posted in dükkan, web, Şehir by anlamarama on Mayıs 11, 2009

Picture 5
Hayallerin peşinden kovalamak gerekiyor. Bunun için de önce istifa mektubu, ardından da sonu belli olmasa da, bir plan. PPT olan türden değil, hayatınızı değiştirecek olandan.
Pınar bunu yaptı. Birileri ona “deli nereye gidiyosun işi gücü bırakıp” dedi, diğerleri arkasından ittirdi. Pınar da kimsenin dediğine aldırmadan evi, tası, tarağı, kıyafeti, kitabı toplayıp Londra uçağına kuruldu. Ekonomi sınıfından tek yön bilet.
2008 Ekim ayından beri Londra sokaklarında gezmediği dükkan, bakmadığı galeri, denemediği cafe kalmadı. Bir planı vardı, harfi harfine uyguladı.
Arada sabırsızlığıma yenik düşerek “Hadi Pınar ne zaman bu iş oluyor?” mesajları da attım, Londralı olduğu için kendisini bol keseden de kıskandım.
Uzun lafı kestirirsek sekiz ay geçti ve site açıldı. http://www.londonhopping.com/
Londra’da yaşayanlar yazsın, gidecek olanlar da parmak tıklasın.

Tagged with: , ,

İnternetim benimdir, kimse engel olamaz

Posted in web by anlamarama on Mayıs 11, 2009

Picture 1Az önce kapalıydı. Şimdi yeniden açıldı. Umuyoruz ki bu geçici süre için hatlarda yaşanmış arızanın suçudur. Yoksa durup dururken sansürlenmez siteler. Hele ki http://www.sansuresansur.org/yay-hareketi cinsine tekabül edenler.
Dilimin ucunda son on dakikadır Acrros the Universe şarkısı var. Duruma da uygun düştü. Beynimin alıcılarıyla oynamıyorum. Bir yandan facebook ve twitter’da siteyi promote edenleri inceliyorum, öbür yandan elimin altındaki kuruyemiş kasesine dadanıyorum.
Manifestosunu “11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.” şeklinde açıklayan grupların arkasında olduğumu internete borç biliyorum.
Düşündüklerim benimdir, kimse sansür koyamaz.
İnternetim benimdir, kimse engel olamaz.

Tagged with: , ,

Beni playstation’dan koruyun

Posted in art, teknoloji, web by anlamarama on Mayıs 11, 2009

lego copy
Yayılmış yatıyordum, bahar çarptı zannedersem. Şöyle bir toparlandım, günün gelişmelerini yakaladım, bol kafeinli bir kahve koyup bilgisayarımı açtım. Kullanmadığım zamanlarda sleep modunda ya da kapalı kullanmaya özen gösteriyorum. Sadece elektrik faturalarının yüklü gelmesi yüzünden değil, aslen doğayı korumak adına.
Yanımdan gelmekte olan silah seslerini asgariye indirmeye çalışıyorum. Durum oldukça kritik. Hayır çatışma falan çıkmadı. Evin erkekleri Battlefield Bad Company oynuyor. Sabah, öğlen ve akşam yemeklerinden sonra, ikişer saat. Arada neyse ki futbol maçları ve maç yorumları araya giriyor da kollektif bir olayın parçası olabiliyoruz.
Aklımda “Across the Universe” şarkısı, bilgisayarımın yanında bir kase kuruyemiş varken, bugünün ilginç haberlerini okuyorum. Geç olsun da güç olmasın kuşağında bugün karşıma çıkan http://gizmodo.com/ Farkettim ki teknoloji sitelerinde geride kalmışım.

Netçi hanımın gündüz gezmesi

Posted in dükkan, web by anlamarama on Mayıs 11, 2009

Picture 2
Sabahtan beri sokaklardayım. Öncelikle İstiklal Caddesi’ni hatmettim, sonra Nişantaşına fethettim.
13:10 Son yirmi dakikadır yemeğini beklediği için Hilton’daki konferansa geç kalmaktan yakınan kuzenimle karşılaştım.
13:15: Ayça telefonumu çaldırarak Den Cafe’de olduğunu bildirdi.
13:40: Bir yudum limonata, içinde meyve olanından.
13:45: Klik! Facebook’tasınız.
14:00: Mudo Concept’te kanepe bakmaca. %30 indirim üzerine, KDV indirimi bir de Garanti banka kartınız varsa tek çekimde % 10 indirim.
14:50: Little Caesars’ta bir alana bir bedava pizza servisi.
13:20: Kuruyemişçide 8 TL’lik alışveriş
13:45: Bir dilim pizza, Sek ayran, Tabasco
13:50: Günlük web haberlerinde ikinci round. http://web.me.com/blessberlin/

Pamuk Prenses ve yedi fondöten

Posted in kozmetik, makyaj, moda by anlamarama on Mayıs 11, 2009

Picture 1
Pazartesi sabahı herkes iş başında. Adriana Lima’nın “ayakkapılarım, kopeğim” dediği reklam televizyonlara yerleşmiş. Cevap veriyorum: bence “kanka”. Sevgilisiyle yaşadığı sorunları duymayan kalmadı ne de olsa. How I Met Your Mother’ın son bölümü çıkmış. Torrent’ten mi indirirsiniz, yoksa surfthechanel’ın dolmasını mı beklersiniz bilemem. Heroes ne yazık ki sezonu kapattığı için ondan ses seda yok. Çıldırmamak işten değil.
Sonunda İstanbul uyanmış anlayacağınız. Bahar gelince hayat çalışmak bile biraz daha çekilir bir hal alıyor.
Facebook’u açtım. Ersoy cumartesiden beri beklediğim yeni linkleri yolladı. Bu sefer modanın bir alt kolu olan kozmetikteyiz. Adamın adı da http://www.timothy-hogan.com/. Pürüssüz tenleri olan kadın fotoğraflarına bakınca hatırladığım tek şey Body Shop ve Lush tur vaktimin geldiği. Kahvaltıdan sonra ilk iş.

Tagged with: , ,

Başka mısın?

Posted in art, e-dergi, web by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 1
Bütün gün eski yazıları okuyup, geçmiş resimlere bakarak zaman geçirdim.
E-kitap projem için doğru fotoğrafları ayıklamak ne kadar zormuş. Ben şişman olduklarımı ayıklamak istiyorum, annem çirkin göründüklerini. Tam birinde karar kılıyoruz bu sefer fotoğraf flu çekilmiş oluyor. Sürekli bir memnuniyetsizlik içinde bir yandan da dizileri takip etmeye çalışarak zor görevimi tamamlıyorum. Şimdi bana tek gereken bir scanner, beş altı saat ve geçmişin izlerini tenime kazıyacak bir fırtına.
Bir bira, yorgunluğumu alıyor. Zübeyir’den gelen beyti karnımı doyuruyor.
Pazar akşamı beyin boşaltması esnasında yemek programları, Dizimax maceraları, facebook duvar yazıları ve http://www.anothermag.com/ var. People başlığı altında Jude Law, Scarlet Johansson, Mia Farrow kaçmaz. Okumaya üşenirseniz resimleri taciz edin.

Bikini benim olacak

Posted in fotoğraf, moda by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 12
Bugünün manşeti Ceylan’dan geldi. Hiç değiştirmeden yazdıklarını aktarıyorum:
” mutlu olduklarımızı anlattığımızda karşımızdakiler içine giremiyo kızım tam hazmedememiş hissettiriyo karşındakinin tavrı. o yüzden bi zaman sonra bırakıyosun anlatmayı gereksiz hissediyo karşındaki çünkü o anda kendini. orda mutsuzluk varsa belki yardımcı olabilir ama mutluluk var.”
Bu lafın üzerine ben de şu cevabı veriyorum:
” İşte olay tam da bu çok güzel özetledin. Victim pozisyonunda olduğun sürece herkes senin superman’in.
polyannaya kaçarsan, kurda falan yem olabilirsin.”
Konuşma devam ediyor. Sekizinci mesajdayız. Bu arada mailime Matthew Williamson’un fotoğrafladığı H&M yaz koleksiyonundan resimler düşüyor. Konuşmanın devamını beklerken hızlı tur atıyorum. Ben cevabımı yazarken siz de koleksiyonu inceleyin http://www.hm.com/us/

Tagged with: , ,

Raftan bi gumigu kapsana

Posted in art, web by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 8
Lütfen koltuklarınıza yaslanın, masanıza bir sade Türk kahvesi yerleştirin, bol keseden heyecan yaratın. Bilenler bilmeyenlere anlatsın pazar seansı başlıyor…
– Meğer o garip dokusu yüzünden güzelim yemeğe kuşkonmazmış
– Zumo işin aslına bakarsanız makinenin adıymış
– Bizim apartmandaki sarı kedi dişiymiş
– İstiklal’e ben çıkmayalı yine altı dükkan değişmiş
– Adidas’ın yeni koleksiyonu muhteşem güzelmiş
– Mavi Jeans’in vitrininde garip bir kadın peydah olmuş
– Karpuz mayıs ortasında çıkmış
– Ortalıkta öpüşme yaşı onüçleri görmüş
– Vakitsiz öten horoz hala kesimemiş, karşıki terasa bir de tavukları gelmiş
– Ben bir iki gündür bakmayalı http://bigumigu.com/ süper postlar eklemiş

Tagged with: , ,

Torbamın altı patları

Posted in e-dergi, moda, web by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 6
Teras battı, sokağa taşındım.
Kendime bir de güzel hedef seçtim: kitap almak. Yolculuk sürem boyunca başıma şunlar geldi: Sakaryaspor taraftarları şarkılar eşliğinde önümüzü kesti, portakal suyu içmek için durduğum büfede çocukluk arkadaşımla karşılaştım, Anneler Günü etkinlikleri dolayısıyla İnci’den profiterol adım, kilosu 30 TL olan kirazları es geçerek, papaz eriklerine yatırım yaptım, turistlere yön tarif ettim, kuruyemişçiye 12 TL bıraktım, başka bir grup Sakaryaspor taraftarıyla karşılaşarak burada ne yapmakye olduklarını merak ettim, MAC’te çalmakta olan korkunç Türk popu karşısında şaşkınlığa uğradım, bana çarpan serseriye korkunç bakışlarımı yönelttim ama bağırmadım, keyfimi akşamki balıklara sakladım.
Sonunda kazasız belasız kitapçıya varmıştım ki, muhtemelen telefona ulaşma çabalarım sırasında çantamdan düşen kimliğim Robinson’da çalışmakta olan çocuk tarafından bana iade edildi. Kendisine teşekkür ettim, buradan yine ediyorum.
Altı kitap elleyip, iki kitabı da haneme geçirdikten sonra karşıma Nylon dergisinin müzik severler için yaptığı bir kitap çıktı. Almadım, hayranlıklarımı sundum. Eve gelir gelmez de http://www.nylonmag.com/ adresine girerek sanatçı kişiliğimi tatmin ettim. Yeter ki bahar gelsin, pazartesiyi bile sevicem.

Tagged with: , ,

Kahvaltıda taze fasulye

Posted in art, tasarım, web by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 1
Anneler günü dolayısıyla sabah erken kalkıldı. Ellerimizde çiçekler, hindi füme ve tulum peynirler, bir de tabii ki gazetelerle annenin kapısında belirindi. Anne mutlu, ben daha mutlu.
Haftanın tek gazete okuma günü olan bu pazar da gelenek değiştirilmedi. Eklerden başlamak şartıyla bütün gazeteler hızlıca gözden geçirildi. Anneli, kızlı, aileleli, anneanneli haberler sayfa sayfa dizilmiş. Okundu, yorumlar yapıldı, başarılı gazeteci arkadaşlarımız içten içe kutlandı. Şimdi de kahveler eşliğinde kalan günün programı yapılmaya çalışılıyor.
Çimlerde oturup kalamar, bira; deniz kenarına seyirtip balık, rakı; eve tıkılıp yazı,kitap; nette dolanıp hayal, http://www.marcelwanders.nl/
İkinci bir karara kadar teras, web gezintilerim devam etmekte. İlgileneneri twitter’a beklerim.

Tagged with: , ,

Bar sahiplerine duyurumdur

Posted in web, Şehir by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 6
Bahsettiğim olay bu!
http://www.atproud.net/
Çevremdeki bütün mekan sahiplerine derdimi anlatmaya çalışmaktan yoruldum. Alın, yapılmışına bakın, müdavim nasıl toplanır öğrenin.
Avrupa’da otellerin, galerilerin, barların, restoranların hatta kerhanelerin bile blogları var. Bu yüzden Londra’da yaşamakta olan arkadaşlarımıza Cambridge’den mail gelmiyor, bininci üye olanlara bir de bedava kokteyl sürahisi hediye ediliyor.
Poster, ilan, reklam yaparak doğayı kirletmek yerine, açın bir blog. Ya da uygun fiyatta anlaşalım, ben açayım size iki blog.

Tagged with: , ,

Görevimiz: fabrica

Posted in art, web, Şehir by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 2
25 yaşının altında mısınız? Sanat, sinema, tasarım, fotoğraf gibi konulara da ilginiz var mı? Bir de bütün bunların üstüne İtalya hayranı mısınız? O zaman elimde on numara bir mal var:
www.fabrica.it/
Kendileri ünlü Benetton firmasının okulu olur. Bir kere sizi kabul ettikten sonra evden, harçlığa kadar tüm masraflarınızı karşılar, başkalarının “bundan proje mi olur?” dediği fikirleri özenle gerçekleştirip bir de adınıza sergi açar. Tasarım, görsel iletişim, fotoğraf, sinema konularında da dünyada yetkili mecra olarak kabul edilir.
Ben salaklık ettim, başvurunun kıyısından döndüm. Siz etmeyin, hemen siteye girip incelemelere başlayın. Yarışmacı arkadaşlara kati suretle başarılar dilemeyin, çalışın, uğraşın, bu maçı kazanın.

Tagged with: , ,

Derdini makineme söyle

Posted in art, e-dergi, fotoğraf by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 3
Benden çok iyi paparazzi olur, ya da spor fotoğrafçısı. Peki tamam portre çekmeye de razıyım. Yeter ki içinde insan, hareket, bir de mümkünse küçük çapta bir lens olsun. Yakınında durayım, varlığımı unutturayım, sonra sevgilisi gelirken gözlerinin parladığı an. klik. Evet lütfen ve tercihen önümdeki süje bana bakmasın. Ağzının kenarına yapışan o korkunç gülümseme fotoğrafımı kirletiyor.
Şu güneşli kış günlerinde objektife takılan ışığa bayılıyorum, maviyi buzdan yapılmış gibi, pembeyi pamuk şekeri tadında yeniden kurguluyor. Doğru mekanı bulunca, ortasına bir de insan serpiştiriyorum, çifter çifter takılandan. Onlar birbirine bakarken, kameram da ikisini yakalıyor. Kız oğlana dün akşam erkek arkadaşlarını tercih ettiği için bozulmuş, oğlan da artık yenisi gelse de Nihan’dan kurtulsam edasıyla sevgilisinin elini tutuyor. Fotoğraf işte tam o anı, ikisinin de yalan söyleyememe halini çekiyor. Ayrılık kaçınılmaz.
Kafama uyan fotoğraf dergileri ararken, http://www.032c.com/ sitesi ekranımda beliriyor. Sadece kapağı bile agresif tutumumun belirleyicisi. İçini görmek istiyorum. Lütfen biri bana derginin kendisini bulabilir mi?

İstanbul için uyanma vakti

Posted in moda, web by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 7
Ersoy’dan günlük site analizi ulaşmadı. Mail box’uma tek bir RSS feed düşmedi, her gün takip ettiğim portallarda hareketlenme sağlanamadı. Dün akşamın sabaha uzayan sıradışı havasından olsa gerek, öğlen 13:37 itibariyle bütün şehir uyuyor.
Ben bugünü yazmaya ayırmıştım oysa ki. Öncelikle Yapı Kredi Crystal dergisi için Amalfi sahillerinden bir şato tasvir edilecek, ardından K dergisine uzun zamandır ara verdiğim karakter yazısı düzülecek, son olarak da akşama sanat okuluna başvurmak isteyen Sinan’a bir motivasyon letter yazması konusunda yardım edilecek. Gördüğünüz gibi yazı yazmak tam zamanlı bir aktivite sadece blog girişleriye sınırlı kalmıyor.
Bilenler bilmeyenlere öğretsin kategorisinden bugünkü tanıtım sitemiz Mert & Marcus’un da bağlı olduğu http://www.artpartner.com/ Aman onları biliyoruz diyip bu yazıyı okunanlar listesine atmayın. Şu linke bir zahmet tıklayın!

Tagged with:

Kadri hakkında son şey

Posted in moda, Şehir by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 6
Bol limonlu bir bloddy marry, acısı az bloddy marry, esaslı iki bloddy marry, margarita, elmalı vodka,şampanyalı mojito, bir de kuruyemiş lütfen! Yarım saat sonrasında hepsinden bir tur daha.
Perşembenin özeti. Den Cafe sınırlarındaki yuvarlak masada altı kız toplandığında ortaya az dertli, bol neşeli kadın çıkartması kaçınılmaz oluyor. Bizim keyfimiz yerinde ama etraf duruma ne der bilinmez.
Sıradan konular başlığı altında 5 senelik ilişkiler, hamilelikte gerekli bilgiler, hayat kurtarma yolları, ayrılıkta ikinci ay, Sibel’in muhteşem dudakları, Zeynep’in bonfilesi, Ceylan’la Zeynep’in Dame de Sion geçmişi, elma dilim patates, beni al onu alma savaşları, en sevilen aşk filmleri üst sıralarda. “He is Not that Into You” filmi konusunda üçe üç eşitlik sağlanıyor. Ben filmi pek de başarılı bulmayanlar tarafındayım.
19:30’da başlayan gruplaşma, saatler 23:00’ü gösterirken, bir sarhoş Ezgi ve diğer beş içkili kadın olarak sonlanıyor, hesabın özeti hepimizin kartlarında çekilen yüzer lira. Uzun zamandır bundan daha iyi bir şeye gitmemişti.
Arayı fazla uzatmadan bundan sonraki buluşmanın sınırlarını belirlemek istiyorum: güneş batmadan, white mocha, minik cookie, aşk filmine altı bilet, ve mutlaka http://www.viviennewestwood.co.uk

Tagged with: ,

Masayı organize et

Posted in e-dergi, web by anlamarama on Mayıs 8, 2009

Picture 3
Bir yazı okudum. Yüzyıllardır ilk kez sıfır kapitalle bile yeni işler kurulabileceğini, bugünlerin açılımlar için doğru zaman olduğuyla ilgili. Fikre katılıyorum ve uyguluyorum.
Dünkü geniş masa toplantımızı anlattım. Bir grup işsiz olarak görevimizin ilk aşamasını büyük bir titizlikle tamamlayıp 3 domain ismi aldık. Saha araştırmasından çıkan sonuç oldukça ilham verici.
Peki isimleri aldık da plan ne? Alınan bütün domain isimleri için portallar oluşturulacak, bunlardan kazanılan parayla bir kodcu ve web tasarımcısının maaşları ödenecek. Tam zamanlı olarak işe alınacak. Sonrasında reçete şu şekilde:
“Mehmet iki günde bir güzel bir tasarım, Selim haftada en az iki altyapı. Korkma zaten hepsi birbirine benziyor bu yüzden sana iki hafta avans, gerekli kodları yazabilmen için.”
Bu sırada tabii biz de yüksek seviyede çevre tanıma avantajımızı kullanarak projeleri satma peşinde olacağız. Çalışmalara başladım. Sİte no bir kod adıyla yazdığım Ayça’nın kredi kartının ödediği domain önerimiz için bir iki araştırma yaptım. Tabii bu sırada kendimi muhteşem yeniliklerin cazibesine kaptırmaktan da alıkoymadım.http://www.iconeye.com/ evinde, ofisinde değişiklikler yapmak isteyenler için.

Tagged with: ,

Zaman nerede oturuyor?

Posted in bar, yemek, Şehir by anlamarama on Mayıs 7, 2009

picture-36
Klasik cümle: yaşlandıkça hayat ne kadar hızlı tükeniyor. Birileri ölüyor, diğerleri evleniyor, çocuklar doğuyor, büyüyor, okula başlıyor. Sabah yeni yılın gelişi balonlar eşliğinde kutlanıyor, öğlen sokaklarda bahar kalabalığı salınıyor, akşama ağaçlar ilk yapraklarını döküyor. Bütün bu karmaşa içinde yemek, ağlamak, aşık olmak için bile vakit kalıyor. Çarçur ediyoruz, hayatımızdaki herşeyi.
İşte bu yüzden dört günlük Barcelona gezimizi unutulmaz kılmak için internetin tüm nimetlerinden yararlanmaya kararlıyım. Kalacağımız oteli Pulitzer olarak belirledikten sonra asıl problemli olan yeme içme kısmına geçmiş bulunuyorum. Çarşamba akşamı için Time Out Barcelona’nın bana sunduğu 152 öneri arasından, adet yerini bulsun bir tapas lokantası seçtim. http://www.carlesabellan.com/. Mekan hakkındaki yorumlar enfes, en az yemekleri kadar diye umudediyorum.

C/Diputació 269, Area Eixample
Transport Metro Passeig de Gràcia .
Tel:3 488 09 77

projemlemutluyum.com

Posted in Uncategorized by anlamarama on Mayıs 7, 2009

picture-23
Akşam beş’te telefonla arandım. “Hadi kalk Nişantaşı’nda buluşuyoruz. Proje konuşmamız gerek.” Tabii ki bu lafı ikiletmeden elime ilk gelenleri üzerime geçirdim. Hızla evden ayrılarak, hedefe kitlendim.
Ayça, Hande, Hakan, ben yeni bulduğumuz cafe-ofisimizin en büyük masasını hakimiyetimiz altına aldık. Süreç boyunca yaptığımız tek şey domain ismi araşırmak. fuck.me, talkto.me, love.me, hecheatedon.me, desire.me… Her şey alınmış, açık artırmalar başlamış, biz üç sıfırlı işlerde çalışırken dünya nerelere gitmiş? Yine de aradan dereden bir iki nefis web sitesi kurtardık, içini doldurmak için çalışmalara başladık.
Bir sonraki etap, site ismi bulma denemeleri devam ederken son RSS’leri takip etmek için mail’ime bir göz atıyorum. Karşıma çıkan site http://www.davidchipperfield.co.uk/. Hemen evden taşınıp, müstakil eve geçmelik.

Tagged with: ,

Kendimi repoya yatırdım

Posted in art, e-dergi by anlamarama on Mayıs 7, 2009

picture-46
Hayatımı yapılandırmakla meşgul olduğum için bilgisayarın başından uzaklaşmak zorunda kaldım. Tam beş yüz milyon istediğim için bir iki bilene danıştım, Asmalı’da gezinme hakkımı kullandım. An itibariyle seyircilere de teşekkür ederim, sekizinci tura varmış bulunuyorum.
Bu aşamada sorular zorlaşıyor: mantı açmayı öğrenecek misin, enine mi gideceksin kutuna mı, sokakta mı yaşayacaksın sarayda mı? Henüz düşünme aşamasındayım ama http://www.wadmag.com/wadmag/ gibi dergiler doğru yolda olduğumun sinyallerini veriyor. Netten bir şey anlaşılmaz. Ya abone olacaksınız, ya da D&R’a iki ay başında uğrayacak.

Tagged with: ,

Gelecek cuma, 5 para

Posted in e-dergi, moda by anlamarama on Mayıs 7, 2009

picture-17İşi bırakmamdan bu yana iki şeyden korkuyorum: birincisi hiperaktif ruh halim yüzümden bütün arkadaşlarım telefonlarını bana kapalı tutacak. İki fikir arasındaki düşünmediğim anlarda birilerine neyi, neden ve ne zaman yapmamız gerektiğini anlatıyorum. Bu da dokuzda işbaşı yapanlara büyük ihanet niteliği taşıyor. İkincisi internette geçirdiğim süreler yüzünden bağımlı olma yolunda ilerliyorum. İnsanlarla konuşurken blog’umdan referanslar vermek, her türlü cafe, bar, otel işletmecilerini blog açmaları konusunda ikna etmek, ve banka hesaplarımı hızla boşaltmak da işin cabası.
Şimdilik büyük bir gülümseme ve laptop çantamla sokaklarda gezinmekten, her sabah bir bardak süt alışkanlığıma geri dönmekten, geceleri rüyamda bile yeni fikirler üretmekten memnunum.
Bir de http://www.zoozoom.com/ gibi siteler bana göz kırpınca, perşembe günü biraz daha mutlu başlıyor.

Tagged with: ,

Abrakadabweb

Posted in web, Şehir by anlamarama on Mayıs 6, 2009

picture-54
İnternette bir site daha keşfetmeye yüreğim dayanmayacak. Tam yeterince bookmark topladım, bunlardan müze bile açarım derken, hop bir yeni RSS feed daha mailbox’uma düşüyor. Hadi bakalım otur, yeni bir web sitesinin inceliklerini öğren, arkadaşlarınla paylaş, favorilerine ekle. Bu internet alemi çok zor, adamın beynini yoruyor.
Ama her şeye çaresi var tabii. Madem bu kadar bunaldın, dur ben şapkamdan güzel bir tavşan çıkarayım da sen biraz video izle, keyfin yerine gelsin numarası mı istersiniz, alışveriş yapamadın madem, bari son modayı takip et cazibesi mi? Hepsi gelecek ayın filmleri listelerinde mevcut. Üstelik iyi bir bağlantı kurdunuz mu yayında pürüz yok.
İşte her nasıl olmuşsa bunca zamandır etrafında zigzaglar çizerek dolaşmış olduğum bir site kucağıma düştü. Şimdi kendisini biraz pohpohlamam gerekecek, küsmesin diye. Bana biraz müsade.
http://www.urbanjunkies.com/

Tagged with: , ,

Görücü usülü

Posted in art, fotoğraf by anlamarama on Mayıs 6, 2009

picture-44
Görünüşe aldanıyorum. Eriklerin büyüklüklerine bakarak, insanların ayakkabılarını süzerek, mekanların kalabalığını kontrol ederek ilk adımı atıyorum. Şubat ayında kabak çiçeği dolması yenmez.
Bu sadece insanlar konusunda biraz esneme gösteren bir kural çünkü çoğunlukla gıcık olduğum ilk karşılaşmalar sonrasında, pek çoğuyla yakın arkadaş olmayı başarıyorum. Empati kurmak ve merak en büyük dert.
Web siteleri konusunda da yaşananlar değişmiyor. Menüsü temiz mi, içeriği dolgun mu kontrollerimi yapıyorum. Tipiyle beni yeterince etkilediyse, sömürmeye başlıyorum. http://www.swietochowski.pl/ ruhumu hikayeleriyle de cezbetmeyi başardı. Son on sekiz dakikadır bilgisayarımın aklını başından aldı.

Tagged with: ,

Kaçamaklarımız sürmanşet

Posted in e-dergi, portre by anlamarama on Mayıs 6, 2009

picture-122
Gazeteyi daha çok hafta sonları okuyorum, “bakalım sonumuz ne olacak” kotamı doldurduktan sonra. İlgi alanım röportajlar, çünkü bana sokakta gördüğüm insanlar hakkında ipuçları veriyor. Üstelik başkaları tarafından teşhir edilmeden.
Birileri olmak istediklerini anlatıyor karşılarındakine, gazeteci gördüklerini yazıyor. Sonunda 50 kuruş verek ben habere ulaştığımda hedonist bir hikayeyle yüzyüze geliyorum. On beş dakika boyunca keyfim yerinde. Kelimeler arasındaki ilişkileri kurarak sanatçı kontenjanından olaya dahil oluyorum. Ne de olsa ben okumadan yazılanlar bir anlam kazanmıyor.
Arada bir sağlık ve beslenme haberlerine göz attıktan, ne yazık ki haftalık felaket zincirini de özümsedikten sonra Pazar gazeteleri çöp olarak kapımın önünü boyluyor. Ekolojik düzene dikkat etmeye çalışan biri olarak kapıcımı kağıt çöpüne atması konusunda bilgilendiriyorum. Her pazartesi.
Ama benim asıl ilgi alanım dergiler. Özellikle elime alıp köşeme çekilme zevkini bana tattıranlar.
http://www.interviewmagazine.com/ bunların en prestijlisi.

Tagged with: ,

Teklif ediyorum

Posted in moda, Şehir by anlamarama on Mayıs 6, 2009

picture-53
5.5.09 tarihinde, öncelikle Ayça’nın doğumgünü olması nedeniye Balıkçı Sabahattin’de toplanılıp midyeli pilav ve turşu menüsüne sahip çıkıldı, sonrasında da tabii ki meşhur Hıdırallez etkinliklerine katılınıp gül ağacına dilekler bağlandı. İlginç olan festivalin sokak aralarından ve mahallelinin ruhundan çıkıp sahilde büyükçe bir alana taşınmış olmasıydı. Ana sahne kurulmuş, backstage oluşturulmuş, ortalığı kolaçan eden güvenlik ekipleri sahaya getirilmiş. Tabii ki bana sorarsanız baharın gelişi, sıcak biranın etkisiyle yok olmuş.
Gece fotoğraf makinem tarafından özenle kaydedildi, bunu görmek isteyenler facebook sayfamdaki 5.5 albümüne bakmak için browser’larını hazırlayabilir. Bir düğün fotoğrafçısı edasıyla ortalarda takılıp, bana her poz verenin yanından uzaklaştım. Beklenmeyen anlarda, sinsice hayatlarına tecavüz ederek istediğim kareleri yakaladım.
Fotoğraflar yalan söylemez. Gecenin özeti şu: çiftler arası asayiş sağlandı, puantyeli elbise Pınar’a yakışıyor, Hande dört kilo vermiş durumda, Hakan işsizliğimizi kutlamak için beni House Cafe’ye bekliyor, Eril geç kalıyor, Lale pek çok fotoda bulanık çıkıyor, Eren’in ateşi başına vurmuş, aileler kaynaşıyor, yakın zamanlarda Umut’un Ayça’ya yüzük takması camiamız tarafından şarkılarla destekleniyor.
Bana da http://www.boraaksu.com/collections_ss09.html koleksiyonundan elbise almak için bahane çıkıyor.

Tagged with: ,

Patlak gözlü heykeller

Posted in moda by anlamarama on Mayıs 5, 2009

picture-161
Çok uğraşıyorum ama hala keşkelerim var.
Keşke… Avustralya’ya gitseydim, spor salonuna yazılıp, yürümek haricinde bir aktivite gerçekleştirseydim, ucuzluktan o ayakkabıyı alsaydım, akşam yemeğinde daha hafif yeseydim, son tekilayı içmeseydim, fotoğrafçı olmak için biraz daha uğraşsaydım, yarım kilo erikle yetinseydim, dakikada iki sayfadan daha hızlı okuyabilseydim, tüm öğrendiklerimi asla unutmayacak şekilde dosyalayabilseydim, resim yapmayı bilseydim, gitar çalmayı öğrenseydim, http://www.stellamccartney.com/us/ adresine girmeseydim.
Çünkü şimdi değil keşke demek, bir de üzerine ışınlanarak Amerika’ya gitmek istiyorum.
Almak, değil sırf bakmak için.

Tagged with:

Esaret ikonası

Posted in moda by anlamarama on Mayıs 5, 2009

picture-52
Ayın bir günü, ünlü moda markalarının yeni koleksiyonlarını talan ederek zamanımı geçiririm. Marc Jacobs hariç, çünkü ona her günüm feda. Tom Ford gözlükleri, Miu Miu çantaları (bu arada ilkbahar / yaz koleksiyonu için Katie Holmes’u seçmişler, Scarlet’ten sonra ne kadar da sönük duruyor), Paul Smith gömlekleri,Vivienne Westwood delilikleri… Hepsi, yaklaşan moda hakkında bana ipucu verir. İzlemek zorunda değilim.
Bugün hepsine yirmi dakika ayırdıktan sonra http://www.prada.com/ sayfasında duraklamak istedim.
Şimdi kalp atışlarımı düzene sokmak, Prada koleksiyonuna hayran olmak ve bu ayki kredi kartı borçlarımı kontrol etmek için bloguma ara veriyorum.

Tagged with:

103. R.I.P.

Posted in Uncategorized by anlamarama on Mayıs 5, 2009

picture-16
Facebook’tan toplu mail gelmiş. Altı aylık askerliği biten arkadaşımızın şerefine, 15 Mayıs gecesi Yakup’ta buluşuluyor. Tercihen sek rakılar, mezelere eşlik ediliyor. Sarhoş olunuyor, şarkılar söyleniyor, askerlik anıları dinleniyor. Buraya kadar program tamam. Keyfimiz yerinde.
Problem, sekiz mesaj sonrasında Berlin’de olduğu için aramıza katılamayacağını bildiren Kerem yüzünden başlıyor. Berlin aşkım an itibariyle tavan yapmış durumda. Gece üçe kadar uyuyup dörtte gidilen kulüpler, o muhteşem Frankfurter sosisleri, Kastanienalle üzerinde iki euro’ya içilen martiniler bilgisayarın önünde dans etmekte.
Eski albümler arasında gezinip şu muhteşem gece kulübünün adını arıyorum. Watergate değil, hemen solunda biraz daha evcimen olan. http://www.103club.de/.
Kötü haber mekanın bugün itibariyle kapanıyor olması. Kerem kapıya bir gül bırak!

Tagged with: ,

Ben kalp New York

Posted in web, Şehir by anlamarama on Mayıs 5, 2009

picture-15
New York’u ve ona dair olan her şeyi özledim. Mesela şimdi İstanbul’da değil de güneşli bir New York öğleden sonrasında olsaydım ne yapardım?
Önce gidip susamlı bagel yerdim. Sonra Soho’nun ara sokaklarındaki birkaç butiğe girip çıkar, ardından Miro kahvesinde lattemi yudumlardım. Bir metroya atlayıp Moma’nın köşesinde indikten sonra en az iki saatimi Paul Graham fotoğraflarına bakarak geçirirdim. Ardından tabii ki bununla yetinmeyip Chelsea galerilerinde birkaç saat tüketirdim. Sonunda yorgunluktan bitkin düştüğüm saat dokuz sularında Latitude Bar’da bir margarita, Bungalow 8’te bloddy marry ya da Bed’de viski ısmarlardım. Bu sırada dünyanın her yerinden edindiğim arkadaşlarım da bana eşlik ederdi.
Ama bunun yerine Teşvikiye’deki bir binanın altıncı katında http://www.apartmenttherapy.com/ny sitesine bakarak bundan beş yıl önce İstanbul’a dönmeseydim nasıl bir evde yaşıyor olurum diye düşünüyorum.,

Tagged with: ,

Siparişlerinizi alabilir miyim?

Posted in dükkan, moda by anlamarama on Mayıs 5, 2009

lovebrigadenastgalvintage_clv_front1
Bugün Can’la beraber çalışmamızın ilk günü. Masanın karşılıklı uçlarında, önümüze açtığımız laptop’larımızla fotoğraf çekimi için oldukça uygun görünmekteyiz. Ben sessizlik talep ediyorum, o bir bardak kahve.
Tek sorun sadece yemek masasının değil, evin ve hayatın da bir bölümünü paylaşıyor olmamız. Şimdilik işler yolunda gibi. Cevap vermem gereken sorular olmadıkça keyfim yerinde.
Bugünkü öğle yemeği menümde açılış olarak blog gezmeleri, Berselona otelleri ve portakal suyu var.
Ana yemek için e-kitabıma bir bölüm daha katmak, tavuklu pilav ve Nouvelle Vague düşünülmekte.
Tatlı aşamasında, artık beynimde yer kalmadığı için yaza uygun hafif bir şey seçiyorum.
http://www.shopnastygal.com/categories/new/
Her kız, ayda bir kez, bu zevkin tadına varmalı

Tagged with: ,

LED TV’de çengel bulmaca

Posted in TV by anlamarama on Mayıs 4, 2009

picture-43
Birkaç gün önce polisiye yazar ilahlarımı ortaya döktüm. Bugün de polisiye dizilerin muhteşem kahramanları konusunda bir kompozisyon yazmak istiyorum. Sorular on tane, cevaplar aşağıda:
1. Calleigh Duquesne – C.S.I Miami
2. Robert Goren – Law & Order Criminal Intent
3. Warrick Brown – C.S.I
4. Seeley Booth – Bones
5. Lilly Rush – Cold Case
6. Jack Malone – Without a Trace
7. Adrian Monk – Monk
8. Dr. Spencer Reid – Criminal Minds
9. Aaron Hotchner – Criminal Minds
10. Penelope Garcia – Criminal Minds
11. Derek Morgan – Criminal Minds
Bütün soruları bildim, bir tane fazlasıyla kanaat notundan geçtim.

Tagged with:

X-Kahraman

Posted in TV by anlamarama on Mayıs 4, 2009

picture-22
Ciddi bağımlılıklarım var. Güneş ışığı, soğuk su, noktalama işaretleri, kuruyemiş, bloddy marry, sebze çorbası, iPhone’um, Moloko’nun “Statues” albümü, polisiye kitaplar, tatil hayalleri, Moleskine defterleri, çoban salatası, White Moacha, sarı-gri uyumu, Heroes dizisi.
Haftanın bir günü gerekli bağlantıları yaptıktan ve flash diski bilgisayara taktıktan sonra Nathan Petrelli’nin kötüden iyiye dönüşmesini izlemek için her şey hazır.
Az önce, son bölümü izlemek üzere, bu kez http://surfthechannel.com/ adresine canlı bağlantı yapmıştım ki korkunç bir gerçekle yüzyüze geldim. Heroes sezonu bitirmiş, Hiro Nakamura geçmişte bir yerlere ışınlanmış, Claire ölümsüz koltuğunda uyuyakalmış, Sylar birilerinin daha canını almış.
Heroes geri gelsin diye beklerken kaç ay, kaç web sitesi ve kaç yeni dizi keşfetmem gerekecek?

Masaüstü web’e düştü

Posted in blog, web by anlamarama on Mayıs 4, 2009

picture-81
Patron olarak muhteşemdir. Arada bir işler yetişmeyince kızacak diye korkarız.
Grafiker olarak tartışılmazdır. Ben zaten bu konuda hiçbir otorite değilim.
Web manyağı olarak arkadaşımdır. Birbirimize heyecan içerisinde bulduğumuz blogları yollarız.
Gece kuşu klasmanında bir numaradır. Çoğunlukla sabah beş sularında bilgisayarı kapatır.
Fikir bulucusu olarak yaşar, zamanın ilerisini takip eder, yapılan her iyi işten heyecan duyar.
Birol Bayram blogları takip etse de kendisi nedendir bilinmez bir blog tutmaya başlamamıştı. Ne mutlu ki sonunda o da hayatını bizle paylaşmayı kabul etti. Şimdi sorumuz şu: ” Sayın Bayram, diğer projelerinizi ne zaman internette görebileceğiz?”

http://birolbayram.wordpress.com/

Tagged with:

Sarı çizginin arkasında durunuz

Posted in fotoğraf by anlamarama on Mayıs 4, 2009

picture-35
Biriyle daha ilk tanışmamızda sorulan 5H soruları:
Hangi grup, hangi film, hangi yönetmen, hangi takım, hangi konser? Cevapları hayatımızdaki yerlerini belirliyor, uzun ya da kısa süreli ilişkilerimizin ilk aşaması başarıyla atlatılıyor. Nina Simone seviyorsa muhteşem, Rihanna hayranıysa düşünmeye değer. “Beşiktaşlıyım” cevabı kibarca yanlarından ayrılmak için yeterli bir neden.
Aynı zamanda çok da yakın arkadaşım olan Selen Akçalı, 5H’i çoktan çözdü, Muammer Yanmaz’la birlikte Paris, Londra ve New York sokaklarında yaşayan Türkler’e 1F sorusunu yöneltti: Favori metronuz hangisi?
Proje zekice, fotoğraflar muhteşem, siyah-beyaz hastasıyım. Proje yeni değil, üç yıldır devam ediyor. Bundan sonraki ülke konusunda da birkaç tiyoya sahibim.
http://www.muammeryanmaz.com/

Tagged with:

İngiliz hasta

Posted in e-dergi, web by anlamarama on Mayıs 4, 2009

picture-21
Pazartesi. Sendromssuz olandan. Çünkü bugünün cumartesiden farkı yok. Yine bol rüyalı bir gecenin sabahına uyanılmış. Tek fazlası gecenin ikisinde bastıran diş ağrısı. En kısa sürede bir randevu alınıp, aylardır tamamlanamayan işler bitirilmeli. Her gün lens takmaktan kurtulmak için gözlük edinilmeli. Kısa sürede mahallede ucuz bir kuaför bulunmalı. Bunlar buzdolabına değil, aklımdaki yapılacaklar listesine yazılanlar.
Sıradan bir öğle arası. Facebook’ta gelen mesajlar okunuyor. Yarısı üye olduğum gruplardan, kalanı toplu yazışmalar. Bu sırada yavaş internet bağlantım dönerek mailime bağlanma çabasında. Yetmiş saniye sonra altı yeni maille karşımda duran sayfa.
Hemen ikinci sırada gördüğüm sonu .uk ile biten maile tıklıyorum. Yine “hemen Londra’ya taşınmalıyım” hissini tetikleyen bir dergi. http://www.thelovemagazine.co.uk/. Condé Nast üretimi. Yılda iki sayı çıkaran bir dergi. Sitesi bile hayranlık verici.

Tagged with:

Arka kapak katilleri

Posted in dükkan by anlamarama on Mayıs 3, 2009

picture-34
Fransa’da yaşasaydım Vogue’da yazardım, Londra’da çalışsaydım I.D’de takılırdım, New York’ta bulunsaydım grupların turnelerine eşlik edip müzik dergilerine yazılar yollayan bir muhabir olurdum. Dünyanın herhangi bir yerinde ortalama bir yazar olarak, doktorların ya da dişçilerin hesaplarıyla yarışacak kadar kazanıyor olurdum.
Ama İstanbul’dayım. Herkes bana dergicilikte çok da para olmadığını hatırlatıp duruyor. ” İstediğin kadar yazı yaz, bir stil oluştur, hatta bütün dergiyi dolduracak kadar iddialı ol. Önemli olan reklam geliri. Kimse yazılanlara bakmıyor.” Ben yazı sever bir romantik olarak bunların değişebileceğine inanma eğilimindeyim.
Bu yüzden çalışıyorum. Dünyanın her yerinde çıkan dergileri keşfetmek, değerinin iki katını ödeyerek posta kutuma istemek, gece gezmelerinden vazgeçip bütün sayfalarını okumak da işimin bir parçası.
Benim gibi deliler için açılmış olan bu dükkan ne yazık ki Berlin’de. Dünyanın her yerinden yüzlerce dergi çeşidiyle kafayı bozmuş herkesi beklemekte.

Magazine und Lektüre der Gegenwart
Auguststraße 28 (Ecke Große Hamburger Str.)
10117 Berlin-Mitte
Tel. +49-30-695 49 695
http://www.doyoureadme.de/

Tagged with: ,