Urban Confessions

BLOG TAŞINDI! BLOG TAŞINDI! BLOG TAŞINDI!

Posted in Uncategorized by anlamarama on Mayıs 15, 2009

BU BLOG http://hazalyilmaz.com/anlamarama/ ADRESİNE TAŞINMIŞTIR!
BOOKMARK’LARINIZI DEĞİŞTİRMENİZİ RİCA EDER, PROGRAMIMIZA ORADAN DEVAM EDERİZ.

BU BLOG TAŞINIYOR!!!

Posted in Uncategorized by anlamarama on Mayıs 14, 2009

BU BLOG http://hazalyilmaz.com/anlamarama/ ADRESİNE TAŞINMIŞTIR!
BOOKMARK’LARINIZI DEĞİŞTİRMENİZİ RİCA EDER, PROGRAMIMIZA ORADAN DEVAM EDERİZ.

Sarıya zaaafım var

Posted in moda, Şehir by anlamarama on Mayıs 14, 2009

machka
Sezonun ilk kirazını yedim. Puanımı veriyorum: 7. Tadına dört, rengine iki, fiyatına bir. Belki her aldığım salkımda iki yerine dört kiraz tanesi olmasaydı bir puan daha ekleyebilirdim. Yaşlanınca, “eskiden kiraz diye bir meyve vardı, yaz ayının gelmeye başladığı haziran aylarında çıkardı” hikayemi anlatabilirim.
Bugünkü Nişantaşı turum olaysız geçti. Öğle yemeği saatini kaçırmış olduğum için çoğunlukla köpekli adamların ve öğrencilerin oluşturduğu kalabalık arasından ilerleyerek Machka, Beymen, Miss Sixty vitrinlerine bakındım. Prada henüz açılmamış, inşaat sürmekte. Kırıntıda saat 14:03’te liseli kızlar, geçen oğlanlara bakarak kikirdemekte, Selim çok yakışıklı, Cem’in kız arkadaşı var, Arda sürekli arayıp duruyor. Midpoint’te bira ve toplantı klasiği eksiksiz devam etmekte.
Eve doğru hızlanmıştım ki Hakan ve Seçil’i House Cafe’ye 180 derece açıda dedikodu yaparken buldum. Oturdum, konuşmalara dahil oldum, buzlu latte ısmarladım, gelen geçene sırıttım.
14:35’te hesabımız ödeyip kalktıktan sonra Hüsrev Gerede başında Ece’yle karşılaştım. Üzerindeki elbiseye bayıldım. Adres http://www.machka.com.tr/ Siteye girince eteğe de bayıldım, hatta utanmadan blüze de bayıldım. Bir günlüğüne giyeyim,vitrinde duran manken olmaya razıyım.

Tagged with: , ,

Artiz misiniz? Buyrun.

Posted in art, web by anlamarama on Mayıs 14, 2009

Picture 2
Yeter! Aşkta değilse parada kazanç sağlanıyor, kaymak varsa bal bitiyor, domates güzel çıkarsa salatalıklar tatsız tuzsuz geliyor. Dünyanın dengesi hadi burdan kurtardın ama diğer taraftan seni yakaladık ikileminden çıkamıyor. Bu ayın süprizi nereden gelecek beklentisinden sıkılmış durumdayım.
Az önce yöneticiden bir kağıt elime ulaştı, imzalandıktan sonra fotokopiyle çoğaltılarak evlere yollanmış. Birinci madde para isteği, ikinci madde para isteği, üçüncü madde para isteği. Dört, beş ve altıncıyı okumak için öğleden sonrayı bekliyorum. Doların düştüğünü haber vermeyecekse iyi haber olamaz.
Bu sırada tabii ki faturalar, aidat paraları, Nişantaşı’nda yaşamak ayrıcalıktır ücretleri de posta kutumu dolmakta, ben daha fazla delirmeden Amerika’dan sıcak sıcak gelen community sitesini katılımlarınıza sunuyorum http://www.flipthascript.com/home.php. Sanat, sinema, edebiyat, fotoğraf, tiyatro videocular için… Buradan iş bulursanız haber vermeyi unutmayınız.

Tagged with: , ,

Minimal nostalji

Posted in erkek, moda by anlamarama on Mayıs 14, 2009

Picture 1
Twitter.Linked In. Friend Feed. Msn. Aol. Facebook. Wayn. Likaholix. Hotmail.
Sabah 9:23 ititbariyle g-mailim’e düşen e-mail sayısı 14. Hepsi de çeşitli portalların bana yollamış oldukları bilgilendirme mesajları. Junk kısmına girmiyorum bile.
Sadece arkadaşlarımdan gelen mesajların olduğu günleri özledim. Başlığı “Bana bir şeyle oluyor” “İnanamazsın” “Fransa muhteşem” diyenleri. Derslerin, dertlerin içinde başkalarının hayatlarını dinlemek huzur verirdi. O yüzden altı yıl öncesinin mail’lerini açıp okumuşluğum var. Yaşamış olduklarımı hatırlamama fotoğraflardan daha çok yardımcı oluyor.
Mesela 2003 yılının nisan ayında Las Vegas uçağına atladığımızda akşamdan kalmaymışız. Şehre varınca on dolara akşam yemeği yemişiz, üç dolara yarım litrelik margaritalardan içmişiz, rulet masasına oturup 23 gelince kaybetmişiz, bütün sokaklarda sabah kahvaltısı edeceğimiz bir yer arayıp sonunda Paris Oteli’nin cafe’sine varmışız. Hatırladım işte. Üstelik bagajlarım Vegas yerine Roma’ya gittiği için bir gün elbisesiz kalmıştım.
2006: Belçika’da yaşayan Ali’ye “Bu adamdan giyinmelisin” başlığı altında attığım mailde
http://www.driesvannoten.be/ adresi var. Bakıyorum zevklerim bazı konularda zaman içinde değişmemiş.

Tagged with: , ,

43 Doğu, 26 Batı,10 numara Cuppa

Posted in cafe, dükkan, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

Asmoothieheavan_Cuppa copy
Üç hafta geçti. Sürekli bir projeden diğerini atlayıp, doğru olanı bulmam biraz zaman aldı. Ama başardım. Pek çok defter sayfası ve kalem ucu da, bu amaç uğruna şehit oldu. Mezarlarının üzerine: “Tarih yazdılar, mutlu öldüler” taşını yerleştireceğim.
Bu süre içinde hayatımda şu gibi değişiklikler oldu: stresten çöken yüzüme sağlık geldi; güne sağlıklı bir kahvaltı ve polisiye dizilerle başladım; sıklıkla Nişantaşı, Tünel ve Cihangir kahvelerinde bilgisayarımla ikamet ettim; “sabah erken kalkmam lazım” diyerek geri çevirdiğim tüm davetlere açıldım; yeni bir kanepe almak için ilk adımı attım, dükkana gittim baktım; beynimde sevişen kelimeleri daha kolay ekrana döker hale geldim; her gün yarım kilo erik yedim. Tek kaybım eskiden iş çıkışlarında arayan arkadaşlarımın şimdi telefonlarını benden uzak tutmaları.
Bu yüzden benim gibi işsiz, freelance çalışan, sanatla haşır neşir ya da işe gitmek için belirli saati olmayan diğer bir arkadaş kitlesi edinmek zorundayım. Bugün Aslı’yla bilgisayarlarımız birbirine baka baka oturmaktayız. Smoothie’leri süper, tavuklu wrap şahane. Bizi görmek isteyenlerin Cuppa’ya müracaat etmeleri, yarından itibaren telefonla koordinat bilgilerimizi temin etmeleri önemle rica olunur.

http://www.cuppajuice.com/

Tagged with: , ,

Ders bir: net gezmesi

Posted in moda by anlamarama on Mayıs 13, 2009

chloe
Bir konuda otorite sahibi olmak istiyorum. Ayrılıkların ardından yapılması gerekenler, baharda çıkan meyveler, en iyi on kuruyemişçi, polisiye dizi karakterleri. Bunlar ilgi alanların ama iş ve işçi bulma kurumunda meslek sektörü olarak kayıtlı değil. Dediğimin dinlenmesi için bir diplomaya ihtiyacım var.
Eğer beni televizyon kanallarına çıkarıp da “Hazal Hanım, mayıs ayı itibariyle hangi meyveler dalından koptu, Nişantaşı’nda 6 TL’ye erik alınacak adresler nereleridir?” diye soracak olsalar, cevabım hazır: Teşvikiye’den Hüsrev Gerede’ye dönen köşenin başında duran adam. Üstelik daha mevsimi gelmedi ama 10 TL’ye süper kirazlar da var.
Politikadan pek anlamam, müziği iPod’dan dinlerim, yemek konusunda pratik tariflerden ileriyi gitmiş değilim. Bilir kişi olabileceğim kitap ve sanat konusunda da kendi zevklerimle sınırlıyım.
Açıkça konuşmak gerekirse tek silahım bilgim bir de keşfetmekten asla sıkılmadığım www. adreslerim. Kafamı takarsam sabaha kadar dolanır, gerekli bilgilere erişmesini bilirim. Sokağa çıkmadan nete bakarım, 2009 Yaz koleksiyonuna bayıldığım markaların dükkanlarında on dakika geçiririm.
http://www.chloe.com/ yine yapacağını yapmış yaz sezonu için büyülü renkler ve salınan elbiseler tasarlamış. Şimdi numaralarımı bir kenara kaydediyorum, sonbaharda da outleti bulup elbiselere ulaşıyorum.

Tagged with: , ,

Kelebek etkisi

Posted in dükkan, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

Picture 3
Ba-yı-lı-yo-rum.
– Sabahın ilk saatlerinde fırından çıkan ekmeğin köşesine. Ekmeğin kalanını beyaz peynirle yemeye. Ekmeğin sonrasını Nutella’yla bitirmeye
– Alarm yerine beynimin içindeki saatle uyanmaya. Camları sonuna kadar açıp. Güneşli güne katılmaya.
– Televizyonda Law & Order’ın izlemediğim bölümünün karşıma çıkmasına.
– Sürekli takıldığım yerlerde çalıp duran o tek CD’ye.
– Sıkma portakal suyunun olduğu her cafeye.
– Eski Otto’nun sokak önüne.
– Şütte’deki macar salamına.
– Saray’ın tavuklu çorbasına.
– D&R’ın dergi reyonuna.
– Beymen’in vitrininideki o kelebekli elbiseye.
– Beymen’in vitrininde kelebekli elbisenin yanında duran elbiseye.
– Beymen’e. http://www.beymen.com.tr/

Tagged with: , ,

Çarşamba. 10:26.

Posted in web, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

family
İstanbul turlarında salı akşamı: Corridor’da kalabalık elli kişiyi geçiyor, müzik iyi, margarita süper, bloddy marry Den Cafe’de daha güzel. Saat 01:15 itibariyle kalabalık çoğunu çiftlerin oluşturduğu Nişantaş’lılar. Ekranda Cartoon Channel klasikler.Son içkiler. Taksi. Tünel.
Yeni Otto 2:00’de kapanmış. Eskisinde Tünel camiasına dahil insanlar. İçkilerimiz Elvan’ın önderliğinde New York usülü tekila shot: Sırasıyla tabasco. tekila. domates suyu. Hafif meşrep kafalar. Dakikaları aşan sohbetler. Karından gelen gurultular.
02:45’te Lale İşkembecisi. Beyin, tuzlama, kokoreç. Tek sorun domates çarbasının sadece cuma, cumartesi günleri olması. İşkembe’ye tahammülü olmayanlara öneri mercimek. Sarımsak ve limonla birleştiğinde iyi bir lezzet.
03:00 Talimhane-Teşvikiye taksi seferi. Ücret 13 TL. Asansör zeminde.

Su. PJ. Saat. Uyku. Rüya. Rüya. Uyku. Rüya. Saat. Rüya. Saat. Saat. Diş temizliği. Sağ lens. Sol lens. Dişçi randevusu. Bilgisayar. E-mailler. Uzun mailler. Tanıtım mailleri. Facebook danışanları. Twitter takipçileri. Çay. Komik siteler. http://awkwardfamilyphotos.com/. Sabah eğlencesi. Zil. Temizlik. Sokak. Güneş. Mutluluk.
Çarşamba.

Tagged with: , ,

Biberli turta, dilimde patla

Posted in yemek, Şehir by anlamarama on Mayıs 12, 2009

picante
Kabus. Uzun zamandır bu kelimeyi sözlükten çıkarmıştık. Ortaköy Picante sağolsun yeniden soktuk.
İki kız, akşamüstü altı buçukta, boğaz trafiğini bile göze alarak, Nişantaşı’ndan Ortaköy’e Meksika yemeği yemek üzere yola çıkar. Yarım saat sonra mekana varırlar. Pembe gömlekli kız onları beklemektedir. Bloddy Maria, bira ve margaritaların istenmesinden sonra gece başlar. Bu ana kadar her şey, mekanın fazlasıyla boş olmasını göz ardı edebilirsek, sıradan. Trajedi bundan sonra devreye giriyor.
Gecenin keyifli atmosferini bozan zanlı: bir tabak ekşimiş guakomole. Keyifler bozulmadan kibarca garsona durum bildirilir. Garson durumu müdüre iletir. Tabaklar gider, soslar gelir, müdür gider, kadın gelir. Kadın oturur, patron gelir, patron Meksika’da yaşar, kadın laf sokar.
Zeynep, ben ve Selen’den oluşan üçlü ekibimiz durumu her birine ayrı ayrı anlatmak zorunda kalır:
” Guakomole ekşimiş gibi değiştirebilir miyiz.” “Guakomolede bir sorun var, şef bir baksın isterseniz.” ” Guakomole bozuk gerçekten.” “Guakomole buraya gelen herkesi hasta edebilir.” “Biz hesabı rica edelim, size de daha fazla zahmet vermeyelim.”
Sekiz konuşma, on beş dakika, altı ayrı kişi sonrasında derdimiz bir türlü görevlilere anlatılamaz. Burada kötü yönetimden mi şikayetçi olalım, sonradan gelen taze sos ve önce gelen ekşisi arasındaki ayrımın yapılamıyor olmasından mı ikilemi içinde mekan terk edilir.
Bütün bunların üzerine House Cafe’de bir soğuk bira içilir. Durum değerlendirilir. Bir daha guakomole krizi kapıya gelse Ortaköy Picante’ye gitmemeye karar verilir.
Memnuniyetleriniz ve şikayetleriniz için http://www.picante.com.tr/ adresini veriyorum. Bana inanmazsanız da bir kendiniz deneyin.

Tagged with: , ,