Urban Confessions

Sakın kıpırdama! Klik!

Posted in e-dergi, fotoğraf by anlamarama on Mayıs 12, 2009

baaa
Hakan’la facebook’tan mesajlaştık. Ben iş görüşmesine gitmeden on dakika önce. Dedik ki mahalleye geldiğimizde bir akşamüstü drink’i alalım. Tercihen piyasa yapılan yerlerden birinde.
İkide başlayan konuşmalar, dörde kadar devam etti. Keyfim yerinde. Çıkar çıkmaz Hakan’ı aradım:
” Nerdesin?”
” House Cafe bahçede. Hande de gelecek. Hadi”
Biraz sallana sallana, kenardan vitrinlere bakına, Teşvkiye meydanına vardım, Calzedonia penceresindeki bikinilere kapılmadan sağ sokağa döndüm. House Cafe’nin tabelası suratıma gülümsedi.
Etraf her zamanki gibi kalabalık, hatta masalarda bir iki tanıdık. Hande, şu anki adıyla The Other, henüz gelmemiş. Beklemedeyiz.
Bu sırada sabahtan beri nete girememekten titreyen parmaklarımı sakinleştirmek için bookmark’ımda ilk sıradaki siteye tıklıyorum.http://www.jpgmag.com Dünyayı fotoğraflarla algılayanlar için. Ah keşke Ayça da burda olsaydı da mutluluğumu paylaşsaydı.

Reklamlar
Tagged with: ,

Başka mısın?

Posted in art, e-dergi, web by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 1
Bütün gün eski yazıları okuyup, geçmiş resimlere bakarak zaman geçirdim.
E-kitap projem için doğru fotoğrafları ayıklamak ne kadar zormuş. Ben şişman olduklarımı ayıklamak istiyorum, annem çirkin göründüklerini. Tam birinde karar kılıyoruz bu sefer fotoğraf flu çekilmiş oluyor. Sürekli bir memnuniyetsizlik içinde bir yandan da dizileri takip etmeye çalışarak zor görevimi tamamlıyorum. Şimdi bana tek gereken bir scanner, beş altı saat ve geçmişin izlerini tenime kazıyacak bir fırtına.
Bir bira, yorgunluğumu alıyor. Zübeyir’den gelen beyti karnımı doyuruyor.
Pazar akşamı beyin boşaltması esnasında yemek programları, Dizimax maceraları, facebook duvar yazıları ve http://www.anothermag.com/ var. People başlığı altında Jude Law, Scarlet Johansson, Mia Farrow kaçmaz. Okumaya üşenirseniz resimleri taciz edin.

Torbamın altı patları

Posted in e-dergi, moda, web by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 6
Teras battı, sokağa taşındım.
Kendime bir de güzel hedef seçtim: kitap almak. Yolculuk sürem boyunca başıma şunlar geldi: Sakaryaspor taraftarları şarkılar eşliğinde önümüzü kesti, portakal suyu içmek için durduğum büfede çocukluk arkadaşımla karşılaştım, Anneler Günü etkinlikleri dolayısıyla İnci’den profiterol adım, kilosu 30 TL olan kirazları es geçerek, papaz eriklerine yatırım yaptım, turistlere yön tarif ettim, kuruyemişçiye 12 TL bıraktım, başka bir grup Sakaryaspor taraftarıyla karşılaşarak burada ne yapmakye olduklarını merak ettim, MAC’te çalmakta olan korkunç Türk popu karşısında şaşkınlığa uğradım, bana çarpan serseriye korkunç bakışlarımı yönelttim ama bağırmadım, keyfimi akşamki balıklara sakladım.
Sonunda kazasız belasız kitapçıya varmıştım ki, muhtemelen telefona ulaşma çabalarım sırasında çantamdan düşen kimliğim Robinson’da çalışmakta olan çocuk tarafından bana iade edildi. Kendisine teşekkür ettim, buradan yine ediyorum.
Altı kitap elleyip, iki kitabı da haneme geçirdikten sonra karşıma Nylon dergisinin müzik severler için yaptığı bir kitap çıktı. Almadım, hayranlıklarımı sundum. Eve gelir gelmez de http://www.nylonmag.com/ adresine girerek sanatçı kişiliğimi tatmin ettim. Yeter ki bahar gelsin, pazartesiyi bile sevicem.

Tagged with: , ,

Derdini makineme söyle

Posted in art, e-dergi, fotoğraf by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 3
Benden çok iyi paparazzi olur, ya da spor fotoğrafçısı. Peki tamam portre çekmeye de razıyım. Yeter ki içinde insan, hareket, bir de mümkünse küçük çapta bir lens olsun. Yakınında durayım, varlığımı unutturayım, sonra sevgilisi gelirken gözlerinin parladığı an. klik. Evet lütfen ve tercihen önümdeki süje bana bakmasın. Ağzının kenarına yapışan o korkunç gülümseme fotoğrafımı kirletiyor.
Şu güneşli kış günlerinde objektife takılan ışığa bayılıyorum, maviyi buzdan yapılmış gibi, pembeyi pamuk şekeri tadında yeniden kurguluyor. Doğru mekanı bulunca, ortasına bir de insan serpiştiriyorum, çifter çifter takılandan. Onlar birbirine bakarken, kameram da ikisini yakalıyor. Kız oğlana dün akşam erkek arkadaşlarını tercih ettiği için bozulmuş, oğlan da artık yenisi gelse de Nihan’dan kurtulsam edasıyla sevgilisinin elini tutuyor. Fotoğraf işte tam o anı, ikisinin de yalan söyleyememe halini çekiyor. Ayrılık kaçınılmaz.
Kafama uyan fotoğraf dergileri ararken, http://www.032c.com/ sitesi ekranımda beliriyor. Sadece kapağı bile agresif tutumumun belirleyicisi. İçini görmek istiyorum. Lütfen biri bana derginin kendisini bulabilir mi?

Masayı organize et

Posted in e-dergi, web by anlamarama on Mayıs 8, 2009

Picture 3
Bir yazı okudum. Yüzyıllardır ilk kez sıfır kapitalle bile yeni işler kurulabileceğini, bugünlerin açılımlar için doğru zaman olduğuyla ilgili. Fikre katılıyorum ve uyguluyorum.
Dünkü geniş masa toplantımızı anlattım. Bir grup işsiz olarak görevimizin ilk aşamasını büyük bir titizlikle tamamlayıp 3 domain ismi aldık. Saha araştırmasından çıkan sonuç oldukça ilham verici.
Peki isimleri aldık da plan ne? Alınan bütün domain isimleri için portallar oluşturulacak, bunlardan kazanılan parayla bir kodcu ve web tasarımcısının maaşları ödenecek. Tam zamanlı olarak işe alınacak. Sonrasında reçete şu şekilde:
“Mehmet iki günde bir güzel bir tasarım, Selim haftada en az iki altyapı. Korkma zaten hepsi birbirine benziyor bu yüzden sana iki hafta avans, gerekli kodları yazabilmen için.”
Bu sırada tabii biz de yüksek seviyede çevre tanıma avantajımızı kullanarak projeleri satma peşinde olacağız. Çalışmalara başladım. Sİte no bir kod adıyla yazdığım Ayça’nın kredi kartının ödediği domain önerimiz için bir iki araştırma yaptım. Tabii bu sırada kendimi muhteşem yeniliklerin cazibesine kaptırmaktan da alıkoymadım.http://www.iconeye.com/ evinde, ofisinde değişiklikler yapmak isteyenler için.

Tagged with: ,

Kendimi repoya yatırdım

Posted in art, e-dergi by anlamarama on Mayıs 7, 2009

picture-46
Hayatımı yapılandırmakla meşgul olduğum için bilgisayarın başından uzaklaşmak zorunda kaldım. Tam beş yüz milyon istediğim için bir iki bilene danıştım, Asmalı’da gezinme hakkımı kullandım. An itibariyle seyircilere de teşekkür ederim, sekizinci tura varmış bulunuyorum.
Bu aşamada sorular zorlaşıyor: mantı açmayı öğrenecek misin, enine mi gideceksin kutuna mı, sokakta mı yaşayacaksın sarayda mı? Henüz düşünme aşamasındayım ama http://www.wadmag.com/wadmag/ gibi dergiler doğru yolda olduğumun sinyallerini veriyor. Netten bir şey anlaşılmaz. Ya abone olacaksınız, ya da D&R’a iki ay başında uğrayacak.

Tagged with: ,

Gelecek cuma, 5 para

Posted in e-dergi, moda by anlamarama on Mayıs 7, 2009

picture-17İşi bırakmamdan bu yana iki şeyden korkuyorum: birincisi hiperaktif ruh halim yüzümden bütün arkadaşlarım telefonlarını bana kapalı tutacak. İki fikir arasındaki düşünmediğim anlarda birilerine neyi, neden ve ne zaman yapmamız gerektiğini anlatıyorum. Bu da dokuzda işbaşı yapanlara büyük ihanet niteliği taşıyor. İkincisi internette geçirdiğim süreler yüzünden bağımlı olma yolunda ilerliyorum. İnsanlarla konuşurken blog’umdan referanslar vermek, her türlü cafe, bar, otel işletmecilerini blog açmaları konusunda ikna etmek, ve banka hesaplarımı hızla boşaltmak da işin cabası.
Şimdilik büyük bir gülümseme ve laptop çantamla sokaklarda gezinmekten, her sabah bir bardak süt alışkanlığıma geri dönmekten, geceleri rüyamda bile yeni fikirler üretmekten memnunum.
Bir de http://www.zoozoom.com/ gibi siteler bana göz kırpınca, perşembe günü biraz daha mutlu başlıyor.

Tagged with: ,

Kaçamaklarımız sürmanşet

Posted in e-dergi, portre by anlamarama on Mayıs 6, 2009

picture-122
Gazeteyi daha çok hafta sonları okuyorum, “bakalım sonumuz ne olacak” kotamı doldurduktan sonra. İlgi alanım röportajlar, çünkü bana sokakta gördüğüm insanlar hakkında ipuçları veriyor. Üstelik başkaları tarafından teşhir edilmeden.
Birileri olmak istediklerini anlatıyor karşılarındakine, gazeteci gördüklerini yazıyor. Sonunda 50 kuruş verek ben habere ulaştığımda hedonist bir hikayeyle yüzyüze geliyorum. On beş dakika boyunca keyfim yerinde. Kelimeler arasındaki ilişkileri kurarak sanatçı kontenjanından olaya dahil oluyorum. Ne de olsa ben okumadan yazılanlar bir anlam kazanmıyor.
Arada bir sağlık ve beslenme haberlerine göz attıktan, ne yazık ki haftalık felaket zincirini de özümsedikten sonra Pazar gazeteleri çöp olarak kapımın önünü boyluyor. Ekolojik düzene dikkat etmeye çalışan biri olarak kapıcımı kağıt çöpüne atması konusunda bilgilendiriyorum. Her pazartesi.
Ama benim asıl ilgi alanım dergiler. Özellikle elime alıp köşeme çekilme zevkini bana tattıranlar.
http://www.interviewmagazine.com/ bunların en prestijlisi.

Tagged with: ,

İngiliz hasta

Posted in e-dergi, web by anlamarama on Mayıs 4, 2009

picture-21
Pazartesi. Sendromssuz olandan. Çünkü bugünün cumartesiden farkı yok. Yine bol rüyalı bir gecenin sabahına uyanılmış. Tek fazlası gecenin ikisinde bastıran diş ağrısı. En kısa sürede bir randevu alınıp, aylardır tamamlanamayan işler bitirilmeli. Her gün lens takmaktan kurtulmak için gözlük edinilmeli. Kısa sürede mahallede ucuz bir kuaför bulunmalı. Bunlar buzdolabına değil, aklımdaki yapılacaklar listesine yazılanlar.
Sıradan bir öğle arası. Facebook’ta gelen mesajlar okunuyor. Yarısı üye olduğum gruplardan, kalanı toplu yazışmalar. Bu sırada yavaş internet bağlantım dönerek mailime bağlanma çabasında. Yetmiş saniye sonra altı yeni maille karşımda duran sayfa.
Hemen ikinci sırada gördüğüm sonu .uk ile biten maile tıklıyorum. Yine “hemen Londra’ya taşınmalıyım” hissini tetikleyen bir dergi. http://www.thelovemagazine.co.uk/. Condé Nast üretimi. Yılda iki sayı çıkaran bir dergi. Sitesi bile hayranlık verici.

Tagged with:

Pijamanın cebinde kart tutmaca

Posted in e-dergi, moda by anlamarama on Nisan 27, 2009

picture-22
Bu işsizlik döneminde herkes işten atılırken, ben işten ayrıldım. Bilgisayarsız, photosopsuz hatta word’süz kaldım. Ama blog yazmak konusunda sorun yaşanmıyor. Tek gereken bir mail programı ve ekran görüntüsü aracı.
Kendim için yapmak istediğim işler listesi çıkardım son iki günde. Bunlar içinde proje fikri bulmacılılk, başlık atmacılık ve isim yaratmacılık var. Biliyorum çok gerçekçi gelmiyor ama hayallerim beni ben yapan ve onların peşinden gitmeye kararlıyım.
Yanımda liste, aylardır aklımda gezinip duran tilkilere biraz ara vemişken tabii ki yine internet gezintilerime devam ettim ve http://thisislavie.com/clv-quick-fix-magazine-archive/ dergisini buldum. Eksiği de fazlası da yok. İsim, adres, fiyat bölümleri özenle doldurulduktan sonra alışveriş için ihtiyacımız olan vitrin yaratılmış. Bize de ayaklarımıza kara sular inmeden dolaşması kalmış. İtirazı olan?

Tagged with: ,