Urban Confessions

Sarıya zaaafım var

Posted in moda, Şehir by anlamarama on Mayıs 14, 2009

machka
Sezonun ilk kirazını yedim. Puanımı veriyorum: 7. Tadına dört, rengine iki, fiyatına bir. Belki her aldığım salkımda iki yerine dört kiraz tanesi olmasaydı bir puan daha ekleyebilirdim. Yaşlanınca, “eskiden kiraz diye bir meyve vardı, yaz ayının gelmeye başladığı haziran aylarında çıkardı” hikayemi anlatabilirim.
Bugünkü Nişantaşı turum olaysız geçti. Öğle yemeği saatini kaçırmış olduğum için çoğunlukla köpekli adamların ve öğrencilerin oluşturduğu kalabalık arasından ilerleyerek Machka, Beymen, Miss Sixty vitrinlerine bakındım. Prada henüz açılmamış, inşaat sürmekte. Kırıntıda saat 14:03’te liseli kızlar, geçen oğlanlara bakarak kikirdemekte, Selim çok yakışıklı, Cem’in kız arkadaşı var, Arda sürekli arayıp duruyor. Midpoint’te bira ve toplantı klasiği eksiksiz devam etmekte.
Eve doğru hızlanmıştım ki Hakan ve Seçil’i House Cafe’ye 180 derece açıda dedikodu yaparken buldum. Oturdum, konuşmalara dahil oldum, buzlu latte ısmarladım, gelen geçene sırıttım.
14:35’te hesabımız ödeyip kalktıktan sonra Hüsrev Gerede başında Ece’yle karşılaştım. Üzerindeki elbiseye bayıldım. Adres http://www.machka.com.tr/ Siteye girince eteğe de bayıldım, hatta utanmadan blüze de bayıldım. Bir günlüğüne giyeyim,vitrinde duran manken olmaya razıyım.

Reklamlar
Tagged with: , ,

43 Doğu, 26 Batı,10 numara Cuppa

Posted in cafe, dükkan, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

Asmoothieheavan_Cuppa copy
Üç hafta geçti. Sürekli bir projeden diğerini atlayıp, doğru olanı bulmam biraz zaman aldı. Ama başardım. Pek çok defter sayfası ve kalem ucu da, bu amaç uğruna şehit oldu. Mezarlarının üzerine: “Tarih yazdılar, mutlu öldüler” taşını yerleştireceğim.
Bu süre içinde hayatımda şu gibi değişiklikler oldu: stresten çöken yüzüme sağlık geldi; güne sağlıklı bir kahvaltı ve polisiye dizilerle başladım; sıklıkla Nişantaşı, Tünel ve Cihangir kahvelerinde bilgisayarımla ikamet ettim; “sabah erken kalkmam lazım” diyerek geri çevirdiğim tüm davetlere açıldım; yeni bir kanepe almak için ilk adımı attım, dükkana gittim baktım; beynimde sevişen kelimeleri daha kolay ekrana döker hale geldim; her gün yarım kilo erik yedim. Tek kaybım eskiden iş çıkışlarında arayan arkadaşlarımın şimdi telefonlarını benden uzak tutmaları.
Bu yüzden benim gibi işsiz, freelance çalışan, sanatla haşır neşir ya da işe gitmek için belirli saati olmayan diğer bir arkadaş kitlesi edinmek zorundayım. Bugün Aslı’yla bilgisayarlarımız birbirine baka baka oturmaktayız. Smoothie’leri süper, tavuklu wrap şahane. Bizi görmek isteyenlerin Cuppa’ya müracaat etmeleri, yarından itibaren telefonla koordinat bilgilerimizi temin etmeleri önemle rica olunur.

http://www.cuppajuice.com/

Tagged with: , ,

Kelebek etkisi

Posted in dükkan, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

Picture 3
Ba-yı-lı-yo-rum.
– Sabahın ilk saatlerinde fırından çıkan ekmeğin köşesine. Ekmeğin kalanını beyaz peynirle yemeye. Ekmeğin sonrasını Nutella’yla bitirmeye
– Alarm yerine beynimin içindeki saatle uyanmaya. Camları sonuna kadar açıp. Güneşli güne katılmaya.
– Televizyonda Law & Order’ın izlemediğim bölümünün karşıma çıkmasına.
– Sürekli takıldığım yerlerde çalıp duran o tek CD’ye.
– Sıkma portakal suyunun olduğu her cafeye.
– Eski Otto’nun sokak önüne.
– Şütte’deki macar salamına.
– Saray’ın tavuklu çorbasına.
– D&R’ın dergi reyonuna.
– Beymen’in vitrininideki o kelebekli elbiseye.
– Beymen’in vitrininde kelebekli elbisenin yanında duran elbiseye.
– Beymen’e. http://www.beymen.com.tr/

Tagged with: , ,

Çarşamba. 10:26.

Posted in web, Şehir by anlamarama on Mayıs 13, 2009

family
İstanbul turlarında salı akşamı: Corridor’da kalabalık elli kişiyi geçiyor, müzik iyi, margarita süper, bloddy marry Den Cafe’de daha güzel. Saat 01:15 itibariyle kalabalık çoğunu çiftlerin oluşturduğu Nişantaş’lılar. Ekranda Cartoon Channel klasikler.Son içkiler. Taksi. Tünel.
Yeni Otto 2:00’de kapanmış. Eskisinde Tünel camiasına dahil insanlar. İçkilerimiz Elvan’ın önderliğinde New York usülü tekila shot: Sırasıyla tabasco. tekila. domates suyu. Hafif meşrep kafalar. Dakikaları aşan sohbetler. Karından gelen gurultular.
02:45’te Lale İşkembecisi. Beyin, tuzlama, kokoreç. Tek sorun domates çarbasının sadece cuma, cumartesi günleri olması. İşkembe’ye tahammülü olmayanlara öneri mercimek. Sarımsak ve limonla birleştiğinde iyi bir lezzet.
03:00 Talimhane-Teşvikiye taksi seferi. Ücret 13 TL. Asansör zeminde.

Su. PJ. Saat. Uyku. Rüya. Rüya. Uyku. Rüya. Saat. Rüya. Saat. Saat. Diş temizliği. Sağ lens. Sol lens. Dişçi randevusu. Bilgisayar. E-mailler. Uzun mailler. Tanıtım mailleri. Facebook danışanları. Twitter takipçileri. Çay. Komik siteler. http://awkwardfamilyphotos.com/. Sabah eğlencesi. Zil. Temizlik. Sokak. Güneş. Mutluluk.
Çarşamba.

Tagged with: , ,

Biberli turta, dilimde patla

Posted in yemek, Şehir by anlamarama on Mayıs 12, 2009

picante
Kabus. Uzun zamandır bu kelimeyi sözlükten çıkarmıştık. Ortaköy Picante sağolsun yeniden soktuk.
İki kız, akşamüstü altı buçukta, boğaz trafiğini bile göze alarak, Nişantaşı’ndan Ortaköy’e Meksika yemeği yemek üzere yola çıkar. Yarım saat sonra mekana varırlar. Pembe gömlekli kız onları beklemektedir. Bloddy Maria, bira ve margaritaların istenmesinden sonra gece başlar. Bu ana kadar her şey, mekanın fazlasıyla boş olmasını göz ardı edebilirsek, sıradan. Trajedi bundan sonra devreye giriyor.
Gecenin keyifli atmosferini bozan zanlı: bir tabak ekşimiş guakomole. Keyifler bozulmadan kibarca garsona durum bildirilir. Garson durumu müdüre iletir. Tabaklar gider, soslar gelir, müdür gider, kadın gelir. Kadın oturur, patron gelir, patron Meksika’da yaşar, kadın laf sokar.
Zeynep, ben ve Selen’den oluşan üçlü ekibimiz durumu her birine ayrı ayrı anlatmak zorunda kalır:
” Guakomole ekşimiş gibi değiştirebilir miyiz.” “Guakomolede bir sorun var, şef bir baksın isterseniz.” ” Guakomole bozuk gerçekten.” “Guakomole buraya gelen herkesi hasta edebilir.” “Biz hesabı rica edelim, size de daha fazla zahmet vermeyelim.”
Sekiz konuşma, on beş dakika, altı ayrı kişi sonrasında derdimiz bir türlü görevlilere anlatılamaz. Burada kötü yönetimden mi şikayetçi olalım, sonradan gelen taze sos ve önce gelen ekşisi arasındaki ayrımın yapılamıyor olmasından mı ikilemi içinde mekan terk edilir.
Bütün bunların üzerine House Cafe’de bir soğuk bira içilir. Durum değerlendirilir. Bir daha guakomole krizi kapıya gelse Ortaköy Picante’ye gitmemeye karar verilir.
Memnuniyetleriniz ve şikayetleriniz için http://www.picante.com.tr/ adresini veriyorum. Bana inanmazsanız da bir kendiniz deneyin.

Tagged with: , ,

Barselona yolcusu

Posted in otel, Şehir by anlamarama on Mayıs 12, 2009

Picture 3
Otele karar verildi. Sonunda. Marketin içindeki Pinotxo’da öğle yemeği planları, Gotik mahalledeki kitapçılar ve küçük dükkanları ziyaret etme, anneme uygun olan 27-31 Mayıs tarihleri için bilet satın alma, hatta daha da geriye gidersek Mart ayı itibariyle 6 aylık vizeleri halletme test başarıyla halledildikten sonra, Barselona ziyaretimizin en önemli ayağı olan otel kısmında takılıp kaldık. Her yere yürüme mesafesinde, bir şehir oteli. Yıldızları olsun ama iş adamları lobide barınmasın. Ruhu olsun, tercihen kahverengi örtüleri bulunmasın. Temiz olsun ama bembeyaz da olmasın. Elli kadar otelin web sitesi itinayla incelendikten sonra doğru şık işaretlendi: http://www.hotelpulitzer.es/. Bizi cezbedenler arasında sanat eserini andıran barı ve tabii ki otelin lobisindeki kütüphanesi var. Kendileri hakkında detaylı bilgiyi vermek için Mayıs’ın sonunu beklemem gerekecek. Tabii Barcelona final maçını kazanır, ben de sağ salim ordan dönebilirsem.

Tagged with: , ,

Küçük Londra

Posted in dükkan, web, Şehir by anlamarama on Mayıs 11, 2009

Picture 5
Hayallerin peşinden kovalamak gerekiyor. Bunun için de önce istifa mektubu, ardından da sonu belli olmasa da, bir plan. PPT olan türden değil, hayatınızı değiştirecek olandan.
Pınar bunu yaptı. Birileri ona “deli nereye gidiyosun işi gücü bırakıp” dedi, diğerleri arkasından ittirdi. Pınar da kimsenin dediğine aldırmadan evi, tası, tarağı, kıyafeti, kitabı toplayıp Londra uçağına kuruldu. Ekonomi sınıfından tek yön bilet.
2008 Ekim ayından beri Londra sokaklarında gezmediği dükkan, bakmadığı galeri, denemediği cafe kalmadı. Bir planı vardı, harfi harfine uyguladı.
Arada sabırsızlığıma yenik düşerek “Hadi Pınar ne zaman bu iş oluyor?” mesajları da attım, Londralı olduğu için kendisini bol keseden de kıskandım.
Uzun lafı kestirirsek sekiz ay geçti ve site açıldı. http://www.londonhopping.com/
Londra’da yaşayanlar yazsın, gidecek olanlar da parmak tıklasın.

Tagged with: , ,

Bar sahiplerine duyurumdur

Posted in web, Şehir by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 6
Bahsettiğim olay bu!
http://www.atproud.net/
Çevremdeki bütün mekan sahiplerine derdimi anlatmaya çalışmaktan yoruldum. Alın, yapılmışına bakın, müdavim nasıl toplanır öğrenin.
Avrupa’da otellerin, galerilerin, barların, restoranların hatta kerhanelerin bile blogları var. Bu yüzden Londra’da yaşamakta olan arkadaşlarımıza Cambridge’den mail gelmiyor, bininci üye olanlara bir de bedava kokteyl sürahisi hediye ediliyor.
Poster, ilan, reklam yaparak doğayı kirletmek yerine, açın bir blog. Ya da uygun fiyatta anlaşalım, ben açayım size iki blog.

Tagged with: , ,

Görevimiz: fabrica

Posted in art, web, Şehir by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 2
25 yaşının altında mısınız? Sanat, sinema, tasarım, fotoğraf gibi konulara da ilginiz var mı? Bir de bütün bunların üstüne İtalya hayranı mısınız? O zaman elimde on numara bir mal var:
www.fabrica.it/
Kendileri ünlü Benetton firmasının okulu olur. Bir kere sizi kabul ettikten sonra evden, harçlığa kadar tüm masraflarınızı karşılar, başkalarının “bundan proje mi olur?” dediği fikirleri özenle gerçekleştirip bir de adınıza sergi açar. Tasarım, görsel iletişim, fotoğraf, sinema konularında da dünyada yetkili mecra olarak kabul edilir.
Ben salaklık ettim, başvurunun kıyısından döndüm. Siz etmeyin, hemen siteye girip incelemelere başlayın. Yarışmacı arkadaşlara kati suretle başarılar dilemeyin, çalışın, uğraşın, bu maçı kazanın.

Tagged with: , ,

Kadri hakkında son şey

Posted in moda, Şehir by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 6
Bol limonlu bir bloddy marry, acısı az bloddy marry, esaslı iki bloddy marry, margarita, elmalı vodka,şampanyalı mojito, bir de kuruyemiş lütfen! Yarım saat sonrasında hepsinden bir tur daha.
Perşembenin özeti. Den Cafe sınırlarındaki yuvarlak masada altı kız toplandığında ortaya az dertli, bol neşeli kadın çıkartması kaçınılmaz oluyor. Bizim keyfimiz yerinde ama etraf duruma ne der bilinmez.
Sıradan konular başlığı altında 5 senelik ilişkiler, hamilelikte gerekli bilgiler, hayat kurtarma yolları, ayrılıkta ikinci ay, Sibel’in muhteşem dudakları, Zeynep’in bonfilesi, Ceylan’la Zeynep’in Dame de Sion geçmişi, elma dilim patates, beni al onu alma savaşları, en sevilen aşk filmleri üst sıralarda. “He is Not that Into You” filmi konusunda üçe üç eşitlik sağlanıyor. Ben filmi pek de başarılı bulmayanlar tarafındayım.
19:30’da başlayan gruplaşma, saatler 23:00’ü gösterirken, bir sarhoş Ezgi ve diğer beş içkili kadın olarak sonlanıyor, hesabın özeti hepimizin kartlarında çekilen yüzer lira. Uzun zamandır bundan daha iyi bir şeye gitmemişti.
Arayı fazla uzatmadan bundan sonraki buluşmanın sınırlarını belirlemek istiyorum: güneş batmadan, white mocha, minik cookie, aşk filmine altı bilet, ve mutlaka http://www.viviennewestwood.co.uk

Tagged with: ,