Urban Confessions

Artiz misiniz? Buyrun.

Posted in art, web by anlamarama on Mayıs 14, 2009

Picture 2
Yeter! Aşkta değilse parada kazanç sağlanıyor, kaymak varsa bal bitiyor, domates güzel çıkarsa salatalıklar tatsız tuzsuz geliyor. Dünyanın dengesi hadi burdan kurtardın ama diğer taraftan seni yakaladık ikileminden çıkamıyor. Bu ayın süprizi nereden gelecek beklentisinden sıkılmış durumdayım.
Az önce yöneticiden bir kağıt elime ulaştı, imzalandıktan sonra fotokopiyle çoğaltılarak evlere yollanmış. Birinci madde para isteği, ikinci madde para isteği, üçüncü madde para isteği. Dört, beş ve altıncıyı okumak için öğleden sonrayı bekliyorum. Doların düştüğünü haber vermeyecekse iyi haber olamaz.
Bu sırada tabii ki faturalar, aidat paraları, Nişantaşı’nda yaşamak ayrıcalıktır ücretleri de posta kutumu dolmakta, ben daha fazla delirmeden Amerika’dan sıcak sıcak gelen community sitesini katılımlarınıza sunuyorum http://www.flipthascript.com/home.php. Sanat, sinema, edebiyat, fotoğraf, tiyatro videocular için… Buradan iş bulursanız haber vermeyi unutmayınız.

Tagged with: , ,

Sakın kıpırdama! Klik!

Posted in e-dergi, fotoğraf by anlamarama on Mayıs 12, 2009

baaa
Hakan’la facebook’tan mesajlaştık. Ben iş görüşmesine gitmeden on dakika önce. Dedik ki mahalleye geldiğimizde bir akşamüstü drink’i alalım. Tercihen piyasa yapılan yerlerden birinde.
İkide başlayan konuşmalar, dörde kadar devam etti. Keyfim yerinde. Çıkar çıkmaz Hakan’ı aradım:
” Nerdesin?”
” House Cafe bahçede. Hande de gelecek. Hadi”
Biraz sallana sallana, kenardan vitrinlere bakına, Teşvkiye meydanına vardım, Calzedonia penceresindeki bikinilere kapılmadan sağ sokağa döndüm. House Cafe’nin tabelası suratıma gülümsedi.
Etraf her zamanki gibi kalabalık, hatta masalarda bir iki tanıdık. Hande, şu anki adıyla The Other, henüz gelmemiş. Beklemedeyiz.
Bu sırada sabahtan beri nete girememekten titreyen parmaklarımı sakinleştirmek için bookmark’ımda ilk sıradaki siteye tıklıyorum.http://www.jpgmag.com Dünyayı fotoğraflarla algılayanlar için. Ah keşke Ayça da burda olsaydı da mutluluğumu paylaşsaydı.

Tagged with: ,

Görücü usülü

Posted in art, fotoğraf by anlamarama on Mayıs 6, 2009

picture-44
Görünüşe aldanıyorum. Eriklerin büyüklüklerine bakarak, insanların ayakkabılarını süzerek, mekanların kalabalığını kontrol ederek ilk adımı atıyorum. Şubat ayında kabak çiçeği dolması yenmez.
Bu sadece insanlar konusunda biraz esneme gösteren bir kural çünkü çoğunlukla gıcık olduğum ilk karşılaşmalar sonrasında, pek çoğuyla yakın arkadaş olmayı başarıyorum. Empati kurmak ve merak en büyük dert.
Web siteleri konusunda da yaşananlar değişmiyor. Menüsü temiz mi, içeriği dolgun mu kontrollerimi yapıyorum. Tipiyle beni yeterince etkilediyse, sömürmeye başlıyorum. http://www.swietochowski.pl/ ruhumu hikayeleriyle de cezbetmeyi başardı. Son on sekiz dakikadır bilgisayarımın aklını başından aldı.

Tagged with: ,

Gepetto Usta

Posted in fotoğraf, grafik, tasarım by anlamarama on Mart 25, 2009

emre4Blog’uma koymak için doğru düzgün bir fotoğrafçı arıyordum. Hani şu sürekli kızların üstüne elbise getirip iki bacak hareketiyle izleyicinin ilgisini çeken türden değil de, hakkaten tarzı, renkleri, hissiyle beni saatlerce web sitesinde dolaştıracak cinsten. Biri “Emre Güven’e bak bir” dedi. “O da kim?” dedim. “Emre Güven işte. Yaz emreguven.com, bak” dedi. Kasıla kasıla iPhone’umu çıkarıp adamı google’ladım. Yüzümdeki utanç ifadesini saklamak için ışıktan ters tarafa oturuyor olmamın hiçbir yararı olmadı. Emre Güven ne adammış meğer!

Bilkent Üniversitesi grafik tasarım bölümünden mezun olup da, Kanada’da video eğitimi almış, sonra da utanmadan gelip İstanbul’da fotoğrafçılığa başlamış olmasını tesadüf değil, karşı konulmaz zeka olarak tanımladığımdan haset ve kıskançlık duygularını bir kenara atıp sitesini incelemeye başladım.

emre2
O ne renk skalası, o ne duruş, onlar ne photoshop efektleri. Herhangi bir kadını alıp şeytanla melek arasında gezinip duran bir Jenne d’Arc’a dönüştürebilen yeteneği, babannemi Stephan King romanlarındaki katillere benzetebilecek kadar inanılmaz. Kadınları tanrıça, adamları ilah, hatta odadaki eşyaları bile nefes alan canlılara çevirebiliyor Emre Güven. Daha az önce siteye göz ucuyla bakan arkadaşım, hızla yerine doğru koşarak renkli printer konutuna bastığından beri makineden çıkan on yedi kağıt saydım. Adamın fotoğrafları evin her köşesine dağılmış kırık dökük çerçeveleri Pinokyo’ya dönüştürecek.

Çalıştığı dergiler arasında Harper’s Bazaar, Beymen Magazine, Arena, All, Madame Figaro, Elle, İstinye Park Magazine, Marie Claire, gibi isimler var. Ayrıca Fizz ve Boyner mağazaları için de sıradışı çekimler yapıyor. Emre Güven’in işleri pasaport engelini aşıp dünyayı fethedicek kadar iddialı. Yakında onu Vogue sayfalarında ya da Prada çekimlerinde görüyor olacağız. Bahisler açıldı.

Tagged with: , ,

Deklanşörde fısıldaşan kurbağalar

Posted in moda by anlamarama on Mart 20, 2009

foto3

Julia Galdo Miami’de doğup büyümüş bir moda fotoğrafçısı. Kamerayla 16 yaşında tanışmış ama aslen denizcilik yapmak istediğinden objektifiyle harikalar yaratan bu aleti sadece doğanın ihtişamını resmetmek için kullanmış.  2004’ta San Fransisco Sanat Okulu’ndan mezun olduğunda yeteneği sayesinde dergilerde iş imkanları karşısına çıkmış.

“ O yıllarda insanın da doğanın bir parçası olduğunu farkettim. Yaptığımız herşey doğanın taklidi. Aletler kullandığımız için kendimizi güçlü zannetmişiz yıllarca, ağaçların, böceklerin üzerinde hakimiyet kurmuşuz. Ne büyük vahşet. Ben de fevri insan ırkını protesto etmek için bir yol buldum. Kadrajıma insanları da alıyorum artık. Doğanın içinde ne kadar zavallı olduklarını farkeder belki.”

Galdo renkler konusunda bir dahi. Fotoğraflarında 60’lı yılların zarifliği, 70’lerin özgürlüğü ve 2010 trendleri bir araya geliyor. Çekeceği kareleri kafasında kurup, her türlü detayı resmin içine yerlerştiriyor. Sonunda ortaya tablodan hallice dijital çerçeveler çıkıyor.

“Yalnız kadınları çekmeyi seviyorum. Bu onların sıradan, tek başına, özgür, ikilemde, dağınık, özlem dolu hayatlarına yaklaşmama yardımcı oluyor. Ben de onlardan biriyim, sadece kameranın arkasında olmak gizlenme şansı veriyor.”
Galdo bu aralar San Fransisco Magazine, 7×7 Magazine, Juxtapoz, Turk+Taylor, Microsoft, Nike Air, Jordan, Good Vibrations, GameTap, enRoute Magazine, Evolution Bureau, Blast Raduis, Wells Fargo, One Off, Ford Models için çekimler yapmaya devam ediyor.  Henüz 28 yaşında sektörde arananlar listelerinde tırmanışa geçmiş durumda. Kendisiyle kontağa geçmek isteyenler için http://www.juliagaldo.com/photography.html.

Tagged with: ,

Patlak boru fotoğrafçısı

Posted in fotoğraf by anlamarama on Kasım 10, 2008

bo

Moda, tasarım, mimari fotoğraflarında çok başarılı olsa da  Henry Bourne’ün adı şehir fotoğrafçıları arasında üstlere yerleşiyor. Fotoğraflarında insansız hayatın, düzenin, sokakların, evlerin sıradanlığını ve yalnızlığını sergilemeyi seviyor. Boş bir buzdolabı, ya da kırık dökük lavabolar onun stiline oldukça uygun. Bourne felsefesi hakkında sorulan sorulara, “aslında insanın olmadığı her karede bile onun nefesini hissedebilirsiniz.” cevabını veriyor. İşleri kısa bir süre için Londra, 1-5 Exhibition Road’da. Orda yakalayamazsanız belki kendi sitesine bir göz atmak istersiniz.

http://www.henrybourne.com/

Tagged with: , ,