Urban Confessions

Ders bir: net gezmesi

Posted in moda by anlamarama on Mayıs 13, 2009

chloe
Bir konuda otorite sahibi olmak istiyorum. Ayrılıkların ardından yapılması gerekenler, baharda çıkan meyveler, en iyi on kuruyemişçi, polisiye dizi karakterleri. Bunlar ilgi alanların ama iş ve işçi bulma kurumunda meslek sektörü olarak kayıtlı değil. Dediğimin dinlenmesi için bir diplomaya ihtiyacım var.
Eğer beni televizyon kanallarına çıkarıp da “Hazal Hanım, mayıs ayı itibariyle hangi meyveler dalından koptu, Nişantaşı’nda 6 TL’ye erik alınacak adresler nereleridir?” diye soracak olsalar, cevabım hazır: Teşvikiye’den Hüsrev Gerede’ye dönen köşenin başında duran adam. Üstelik daha mevsimi gelmedi ama 10 TL’ye süper kirazlar da var.
Politikadan pek anlamam, müziği iPod’dan dinlerim, yemek konusunda pratik tariflerden ileriyi gitmiş değilim. Bilir kişi olabileceğim kitap ve sanat konusunda da kendi zevklerimle sınırlıyım.
Açıkça konuşmak gerekirse tek silahım bilgim bir de keşfetmekten asla sıkılmadığım www. adreslerim. Kafamı takarsam sabaha kadar dolanır, gerekli bilgilere erişmesini bilirim. Sokağa çıkmadan nete bakarım, 2009 Yaz koleksiyonuna bayıldığım markaların dükkanlarında on dakika geçiririm.
http://www.chloe.com/ yine yapacağını yapmış yaz sezonu için büyülü renkler ve salınan elbiseler tasarlamış. Şimdi numaralarımı bir kenara kaydediyorum, sonbaharda da outleti bulup elbiselere ulaşıyorum.

Reklamlar
Tagged with: , ,

Hayat bazen güzeldir

Posted in moda, web by anlamarama on Mayıs 11, 2009

ba
Akşamüstü Nişantaş’ta ritüel zamanı.
Altıda Den Cafe’de şampanyalı mojito. Bir tane. Abartmadan. İyi müzik. Chill Out. Bahar ruhuna uygun olandan.
Altı otuz. Miss Sixty, Nine West, Beymen, Machka, henüz açılmamış Prada. Vitrinlerde hemen her gün aynı mallar var.
Yedi civarlarında House Cafe’de mojito. Normal olandan. Bahar geldiğine göre caddeye yakın olanda değil, bahçeye açılanda.
Yedi buçuk. Touch Down. Müzik, bira, beyaz yakalılar. Yanında kuruyemiş ve arkadaşlar. Arada bir gözün televizyona kayaraktan.
Sekize doğru bir iki telefon. Sarışın kızlar. Tanıdıklar. Basit, kimsenin kafasını yormayacak sohbetler.
Sekiz yirmi beş civarında elinde torbalar. Kısa bir mutfak turu. Masada konuşmalar. Kahkahalar.
On sıfır üç. Yeniden bilgisayar. Birkaç gereksiz site. Ekranda parlayan ışık. Hafif mahoş bir kafa.
On sıfır beş. Günün ruhuna uygun site http://www.designersagainstaids.com/ Dünyada bir şeylerin değişeceğine olan ütopik inancım yerinde

Tagged with: , ,

Pamuk Prenses ve yedi fondöten

Posted in kozmetik, makyaj, moda by anlamarama on Mayıs 11, 2009

Picture 1
Pazartesi sabahı herkes iş başında. Adriana Lima’nın “ayakkapılarım, kopeğim” dediği reklam televizyonlara yerleşmiş. Cevap veriyorum: bence “kanka”. Sevgilisiyle yaşadığı sorunları duymayan kalmadı ne de olsa. How I Met Your Mother’ın son bölümü çıkmış. Torrent’ten mi indirirsiniz, yoksa surfthechanel’ın dolmasını mı beklersiniz bilemem. Heroes ne yazık ki sezonu kapattığı için ondan ses seda yok. Çıldırmamak işten değil.
Sonunda İstanbul uyanmış anlayacağınız. Bahar gelince hayat çalışmak bile biraz daha çekilir bir hal alıyor.
Facebook’u açtım. Ersoy cumartesiden beri beklediğim yeni linkleri yolladı. Bu sefer modanın bir alt kolu olan kozmetikteyiz. Adamın adı da http://www.timothy-hogan.com/. Pürüssüz tenleri olan kadın fotoğraflarına bakınca hatırladığım tek şey Body Shop ve Lush tur vaktimin geldiği. Kahvaltıdan sonra ilk iş.

Tagged with: , ,

Torbamın altı patları

Posted in e-dergi, moda, web by anlamarama on Mayıs 10, 2009

Picture 6
Teras battı, sokağa taşındım.
Kendime bir de güzel hedef seçtim: kitap almak. Yolculuk sürem boyunca başıma şunlar geldi: Sakaryaspor taraftarları şarkılar eşliğinde önümüzü kesti, portakal suyu içmek için durduğum büfede çocukluk arkadaşımla karşılaştım, Anneler Günü etkinlikleri dolayısıyla İnci’den profiterol adım, kilosu 30 TL olan kirazları es geçerek, papaz eriklerine yatırım yaptım, turistlere yön tarif ettim, kuruyemişçiye 12 TL bıraktım, başka bir grup Sakaryaspor taraftarıyla karşılaşarak burada ne yapmakye olduklarını merak ettim, MAC’te çalmakta olan korkunç Türk popu karşısında şaşkınlığa uğradım, bana çarpan serseriye korkunç bakışlarımı yönelttim ama bağırmadım, keyfimi akşamki balıklara sakladım.
Sonunda kazasız belasız kitapçıya varmıştım ki, muhtemelen telefona ulaşma çabalarım sırasında çantamdan düşen kimliğim Robinson’da çalışmakta olan çocuk tarafından bana iade edildi. Kendisine teşekkür ettim, buradan yine ediyorum.
Altı kitap elleyip, iki kitabı da haneme geçirdikten sonra karşıma Nylon dergisinin müzik severler için yaptığı bir kitap çıktı. Almadım, hayranlıklarımı sundum. Eve gelir gelmez de http://www.nylonmag.com/ adresine girerek sanatçı kişiliğimi tatmin ettim. Yeter ki bahar gelsin, pazartesiyi bile sevicem.

Tagged with: , ,

Kadri hakkında son şey

Posted in moda, Şehir by anlamarama on Mayıs 9, 2009

Picture 6
Bol limonlu bir bloddy marry, acısı az bloddy marry, esaslı iki bloddy marry, margarita, elmalı vodka,şampanyalı mojito, bir de kuruyemiş lütfen! Yarım saat sonrasında hepsinden bir tur daha.
Perşembenin özeti. Den Cafe sınırlarındaki yuvarlak masada altı kız toplandığında ortaya az dertli, bol neşeli kadın çıkartması kaçınılmaz oluyor. Bizim keyfimiz yerinde ama etraf duruma ne der bilinmez.
Sıradan konular başlığı altında 5 senelik ilişkiler, hamilelikte gerekli bilgiler, hayat kurtarma yolları, ayrılıkta ikinci ay, Sibel’in muhteşem dudakları, Zeynep’in bonfilesi, Ceylan’la Zeynep’in Dame de Sion geçmişi, elma dilim patates, beni al onu alma savaşları, en sevilen aşk filmleri üst sıralarda. “He is Not that Into You” filmi konusunda üçe üç eşitlik sağlanıyor. Ben filmi pek de başarılı bulmayanlar tarafındayım.
19:30’da başlayan gruplaşma, saatler 23:00’ü gösterirken, bir sarhoş Ezgi ve diğer beş içkili kadın olarak sonlanıyor, hesabın özeti hepimizin kartlarında çekilen yüzer lira. Uzun zamandır bundan daha iyi bir şeye gitmemişti.
Arayı fazla uzatmadan bundan sonraki buluşmanın sınırlarını belirlemek istiyorum: güneş batmadan, white mocha, minik cookie, aşk filmine altı bilet, ve mutlaka http://www.viviennewestwood.co.uk

Tagged with: ,

Pijamanın cebinde kart tutmaca

Posted in e-dergi, moda by anlamarama on Nisan 27, 2009

picture-22
Bu işsizlik döneminde herkes işten atılırken, ben işten ayrıldım. Bilgisayarsız, photosopsuz hatta word’süz kaldım. Ama blog yazmak konusunda sorun yaşanmıyor. Tek gereken bir mail programı ve ekran görüntüsü aracı.
Kendim için yapmak istediğim işler listesi çıkardım son iki günde. Bunlar içinde proje fikri bulmacılılk, başlık atmacılık ve isim yaratmacılık var. Biliyorum çok gerçekçi gelmiyor ama hayallerim beni ben yapan ve onların peşinden gitmeye kararlıyım.
Yanımda liste, aylardır aklımda gezinip duran tilkilere biraz ara vemişken tabii ki yine internet gezintilerime devam ettim ve http://thisislavie.com/clv-quick-fix-magazine-archive/ dergisini buldum. Eksiği de fazlası da yok. İsim, adres, fiyat bölümleri özenle doldurulduktan sonra alışveriş için ihtiyacımız olan vitrin yaratılmış. Bize de ayaklarımıza kara sular inmeden dolaşması kalmış. İtirazı olan?

Tagged with: ,

Adsız Custo’cular

Posted in moda, tasarım by anlamarama on Mart 25, 2009

cus
Custo ve David Dalmau motosikletle gittikleri Amerika seyahatinden döndüklerinde yıl 1981’di. California’nın yeşil tepeleri onları fazlasıyla etkilemiş olsa gerek, İspanya’ya adım attıkları anda Custo Barcelona markasının tasarımlarına başladılar. Önceleri sadece grafik şekilsizliklerin üzerinde, vermek istedikleri mesajların yer aldığı t-shirt serileri yapan iki tasarımcı, çok kısa sürede pantalonlara, elbiselere, eteklere, ceketlere terfi etti. Cesur, biraz psikosomatik ama her zaman canlı olarak tanımladıkları markaları kadın erkek farketmeden dünyanın her yanına dağılan fenomenik bir etki gösterdi.

Charlize Theron, Julia Roberts, Drew Barrymore, Taye Diggs, Christina Aguilera, Antonio Banderas, Shakira gibi ünlüler onların kıyafetlerini giyerek podyumlarda fink atarken, Custo Barcelona yakın zamanlarda gözlük, çanta, jean, ayakkabı, parfüm üretimine de girişti. Sonuç tabii ki patlama! Kimse tepeden tırnağa tek bir markanın ürünü olmakta şikayetçi değil çünkü Custo’nun yaptıkları her sezon başlangıcında sıfırdan kendini tanımlıyor.

Barcelona Olles 7 Meydanı’nda ana mağazası bulunan Custo Barcelona’nın mallarına İstinye Park Naked’da göz atmak isterseniz bahar sezonunu beklemenizi rica ederiz. Ne yazık ki indirimlerden sonra askılarda üç beş parça eşya kalmış durumda.

http://www.custo-barcelona.com/

Tagged with: ,

Botokssuz güzel

Posted in moda by anlamarama on Mart 20, 2009

bar12

50 yaşına girdi ama yüzünde tek bir kırışıklık, ellerinde en ufak yaşlanma, kalçalarında selülitten eser yok. Barbie kadın ırkını kıskandırırcasına 20’lik vücuduyla podyumlarda salınmaya devam ediyor. Muhteşem fiziğini sürekli yürümeye ve spor yapmaya borçlu olduğunu söyleyen Barbie, atletik vücudunu korumayı başaran Ken’in de başarısındaki yerini vurguluyor.

Daha geçtiğimiz ay bütün ülkelerden gelen arkadaşlarıyla Mexico City Franz Mayer Müzesi’nde buluşan Barbie adeta bir geçit töreni yaptı. Tayland’lı prenses Mahamita, Wondergirl, The Rocker… Hepsi bu büyük davet için kırmızı halılar üzerinden salona girdi, paparazziler ünlü Barbie’leri soru yağmuruna tuttu. Özel röportajlara izin verilmeyen davet kapalı kapılar ardında gerçekleşti. Müze yönetiminden alınan bilgilere göre domatesle başlayan yemek seansı, akdeniz salatası ve kepek ekmeğiyle devam ettikten sonra, yarım elma ile son buldu. Davet sonunda ülkelerine özel uçakla gönderilen Barbie’ler bu buluşmadan çok memnun kaldıklarını ve önümüzdeki yıl Avrupa ülkelerinden birinde yeniden toplanmaya karar verdiklerini açıkladılar.

Tagged with: ,

Tanıştığımıza memnun olduk Uniqlo

Posted in moda, tasarım by anlamarama on Mart 5, 2009

uniq1

350 erkeğe sorduk: “Dolabınızda ne olmadan yaşayamazsınız?”
25 kişi Polo Shirt, 68’i Lacoste gömlek, 36 tanesi baklavalı çorap, 22’si kanvas pantaloon, 49’u keten ceket yanıtını verdi. Geriye kalan 150 kişiyse aynı cevapta hemfikir kaldı: “Uniqlo olsun da isterse çuval olsun.”
Modern tasarımları, hafif İngiliz, biraz Norveç tarzını andıran kesimleri ve oldukça cesur pantalonlarıyla erkek modasını yeni bir yöne çekmeye çalışan Uniqlo özellikle kısa paça pantalonları, ceketlerin içini süsleyen aykırı renkte yelekleri ve pembenin her tonunun kullanıldığı gömlekleriyle 2009’da cazibe merkezine dönüşmüş durumda.
Eğer bütün bunları biraz fazla cüretkar buluyorsanız klasik koleksiyonunuzu renklendirmek için hırkalarına, polarlarına ve bol kesim kumaş pantalonlarına bir göz atabilirsiniz. Honkong, İngiltere, Fransa, Japonya, Kore ve Çin’de moda dergilerinden çıkmayan Uniqlo sizinle tanışmak için sabırsızlanıyor.

Tagged with: , ,

Var mı artıran?

Posted in çanta, moda by anlamarama on Şubat 27, 2009
SNAPPPİNG

SNAPPPİNG

Yeter ki ağır olmasın. İşte Snap çantalarının mottosu. Bu yüzden kredi kartı, para, bir iki yüz renklendirici, anahtar ve tabii ki cep telefonlarınızın sığacağı kadar küçük çantalar üretmekteler. Amaçları birbirinden güzel renkleri bulunan bu tasarımları ucuza mal etmek, sizin koleksiyonunuza da en azın 7-8 tanesini aşılamak. Bu noktada kullananların söylediklerine bir göz atalım isterseniz:
“ Obsesyon gibi her sezon yeni bir rengi çıkıyor, dayanamıyorum.”
“ Harry Potter kitapları kadar çantam var.”
“ Doğum günümde ne istediğimi sordular, ‘kesinlikle Snap’dedim!
Ünlüler, okullular, gececiler, tatilciler onu kullandığına göre, sizin de en azından websitesine bir göz atma vaktiniz gelmiş deriz.

Tagged with: , ,